Varlık Fonu -2-

0

Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketinin dehşet verici arka planı!

Uyan Türkiyem uyan!

Kimliklerinizde  veya Pasaportlarınızda  Mahkemeye çagrıldıgınızda veya Noterde vekalet gibi şeyler için adınız  ve soyadınızın neden BÜYÜK HARFLERLE yazıldığını hiç sorguladınız mı?

TC Kimlik numaranız ayni anda TC vergi numarası olmasını hiç sorguladınız mı?

Dehşet verici tuzağı görmek için bu örümcek evinin merkezi olan Roma döneminin hukukuna bakmamız gerek…

On Altı Yıldız sitesinde Roma hukukunda kölelerin hakları diye bir makale vardı.

Konumuz için önemli olan bölümü aynen aktarıyorum:

“Hak ehliyeti bir kişinin hak iktisap edebilme, borç altına girebilme yeteneğidir. Fiil ehliyeti ise bir kişinin kendi fiilleriyle hak iktisap edebilmesi veya borç altına girebilmesidir. Roma hukukunda malikin köle üzerindeki hakimiyeti domenica potestas olarak adlandırılır. Kölenin üzerinde her hakka sahiptir. Vitae ac necis yani yaşam ve ölüm hakkı da vardır. Köle maldır dolayısıyla hak ehliyeti yoktur. Hak iktisab edemez, davacı ya da davalı olamaz, kural olarak borç altına giremez. Ancak efendisi için bir hak iktisap aracı olarak kullanılması kabul edilmiştir. Yapmış olduğu işlemin kazandırıcı kısmı geçerlidir. Bu kısım ipso iure(kendiliğinden) efendisine geçer. Köle geçerli borç altına giremez ama değişerek eksik borç olarak modern hukuka da giren obligatio naturalis(tabii borç) sayılır. Bu borç ilişkisinden doğan alacaklar dava yoluyla elde edilemez fakat geçersiz borçlardan farklı olarak hukuk bunları korumuştur; bunlar ödenmişse sebepsiz zenginleşme sebebiyle geri istenemezler ve geçerli borçlar gibi teminat altına alınabilirler.

Köle haksız fiilinde kural olarak sorumludur. Fakat davalı olamaz, bu yüzden kendisi değil maliki sorumludur. Actio noxalis yani noksan dava açılır. Zararın tazmini için köleye değil efendiye gidilir. Efendinin iki seçeneği vardır ya cezayı ödeyecek ya da köleyi davacıya verecektir.

Köleye sermaye verilerek işlem yaptırılabilmektedir. Bu sermaye peculium olarak adlandırılmaktaydı. Kölenin bunla yaptığı işlemler geçerlidir ve malikin lehine yapılır. Eğer bir peculium varsa bu durumda o peculium oranında malike karşı dava açılabilir. Bu davaya da actio peculium denmektedir. Bu sistemin getirilme sebebi ise kölelerin hak ehliyeti noksanlığından dava açılamaması üzerine kimsenin kölelerle işlem yapmamaya başlamasıdır. Bir peculium verildiğinde ise malik artık o peculium oranında kölenin işlemlerinden sorumlu olacakdır, davalılar ek davalarla malike başvurabileceklerdir.

Zamanla kölelere kötü davranmak kalkmıştır. Hiçbir yararı olmadan kötü davranmak yasaklanmıştır. Görüldüğü gibi köleler başta yalnızca bir mal olarak kabul edilip üzerlerinde her türlü tasarruf kabul görürken zamanla bu tasarruf kısıtlanmış ve bazı haklar kazanmışlardır. Buradan da acaba tarihin yeni tekrarı mı başlıyor sorusu akla geliyor.”

Yazının tamamı için:

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3557

İlk makalemde Varlık Fonunun aslında kimlere hizmet ettiğini mümkün mertebe tarif ettim: IMF, Dünya Bankası ve BIS. Bu bankaların hangi şeytanilerin elinde olduğu belli olduğu için detaylara girmiyorum , Vatikan vs.

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5365

Simdi neden kimlik veya resmi evraklarda ad ve soyadı büyük harflerle yazıldığına bakalım:

Köleliğin yeni çağda yasaklanmasıyla birlikte hukuken köle sistemini devam ettirebilmek için bir yol bulundu.

İkinci dünya savaşından sonra Bretton Woods anlaşmaları ile IMF Dünya Bankası ve BIS (uluslararası ödemeler bankası) Amerika’nın işgal ettiği tüm ülkelerde her yeni doğan çocuk (gerçek kişi) için TÜZEL KİŞİ adı altında BIS de bir banka hesap numarası açtı. Bir nevi o çocuğun ‘Avatarı’ gibi, şirket gibi vs. yani sanal TÜZEL KİŞİ için bir hesap.

Ve bu sanal TÜZEL KİŞİ’nin hesap bilgileri , ad ve soyadı BÜYÜK HARFLERLE kayıttadır, yani bir MARKA gibi,tek harfi veya noktası dahi değiştirilemez .

Bu büyük harflerle kayıtta olan markanın sahibi ve tüm hakları CROWN CORPORATION ADLI OLUSUMUNDUR.

Crown Corporation  sahipleri:

1.Vatikan (İtalya içinde özel statü)

2.City of London (İngiltere içinde özel statü)

3.Washington D.C. ve FED (Federal reserve bank) Amerika içinde özel statü)

Bu üç kuruluş Devlet içinde Devlet statüsündedir.

Büyük harflerle yazılan LEGAL ad ve soyadın sahibi Crown Corporation adli kurumundur.

Ve bu Legal ad ve soyadı olan marka bir şirket gibi Ticari Kanuna tabiidir.

Dünyada yapılan tüm ticaret UNIFORM COMMERCIAL CODE ��”UCC- adli Ticaret kanununa bağlıdır.

Tabiî ki UCC de ayni yapılanmanın ürünüdür.

Varlık Fonu anonim şirketi ülkemizin ve vatandaşlarımızın tüm VARLIGINI ve haklarını Crown Corporation adlı kuruma teminat olarak veriyor ve devrediyor!

Çocuğun doğumuyla birlikte anne ve babasına Doğum Belgesi adi altında çocuğun yaşadığına dair bir belge imzalatılır, bu belge BIS’e teminat olarak verilir ve hesabi açılır (Avrupa ve Amerika örneği)

Ülkenin BIS’den aldığı tüm borçlara karşılık çocuk teminattır, (Merkez bankalarındaki altın teminatı vs. hikaye..)

Kişi yetişkin olmasıyla birlikte iş hayatına atılır ve devletin BIS’ten aldığı borçları ödemeye başlar,bilmese bile , vergi vs.

Detaylar çok ama  modern köleliğin sırrı budur.

G-20 ülkelerinin tümü bu sisteme bağlıdır, diğer IMF’ye bağlı olan ülkelerde VARLIK FONLARINI kurarak bu sisteme geçmek üzere.

Tüm ülkeler sisteme bağlandıktan sonra DÜNYANIN sözde EFENDİSİNİ ve dünyanın merkez bankasını (BIS) önümüze koyacaklar.

IMF’nin para birimi XDR dünyanın tek para birimi olmasını amaçlıyorlar.

Çalışmalar hızlı bir şekilde yürüyor..

İlk makalede merkez bankalarının işlevini yazmıştım..

Merkez bankalarını ve ülkeleri devre dışı bırakmak için son aşamaya gelindi,şeytani yapı yeni finans teknolojisi ile doların ve diğer para birimlerinin sonunu getirmek için düğmeye bastı bile.

Su ana kadar dünyadaki tüm para transferleri alttaki semada da görüldüğü gibi Amerika’nın kontrolünde olan merkez bankaları sistemlerinden geçerdi.

 

Bir ülkeden diğer ülkeye transfer gönderen bankadan merkez bankasına oradan nakit akışı sağlayan kuruma,o kurumdan ikinci ülkenin nakit akışını sağlayan kuruma oradan ikinci ülkenin merkez bankasına ve son olarak da hedef bankaya ulaşırdı transfer.

Bu sistemin idam fermanı imzalandı ve yeni sistem uygulamaya başlandı.

Artık merkez bankalarına ve nakit sağlayıcı kurumlara ihtiyaç kalmadı.

Yeni sistem doğrudan, merkez bankalarını devre dışı bırakarak, dünyanın neresinde olursa olsun iki banka arasında transfer gerçekleşiyor. Şeytaniler işleme başladılar bile…

https://ripple.com/

 

Lakin her sistemde olduğu gibi bu sisteminde açığı var, öyle güçlü göründüğüne bakmayın ,aslında çok zayıftır bu şeytani sistem…

-ANKEBUT 41-

“Allah’tan başka dost edinenlerin durumu, kendine yuva yapan örümceğin durumu gibidir. Halbuki, evlerin en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi.”

Canım Türkiye’m uyan artık!

Düşmanı takipteyiz…

Devireceğiz Şeylanileri inşallah.

 

Murat Birkent

 

NOT: Sitemizde yayınlanan tüm tefekkürler, kişilerin kendi görüşleridir. Sitemizin görüşü olarak değerlendirilmemelidir.

Paylaş

Yazar Hakkında

Yorum Bırakın