Kayıp Nota Sırrı

1

KAYIP NOTA GERÇEKTEN KAYIP MI ? ARİF GÖNÜLLERİN TELLERİNDEN YAYILAN SESLERE Mİ KAPALI KULAKLAR ?

 

Çok değerli,aziz,hürmetli ve gönüllere bakan dokunan sevgili onaltı yıldız takipçileri. Serüvenimizi kısacık bir iki done, nükte ile hatırlayalım mı? Hikmet deryası olup hakikat incilerini bağrında saklayan sitemize ilk kurulduğu günden itibaren her gün ilk işlerden biri olarak nasılda iştahla, aşkla giriyoruz? Girerken de acaba bugün hangi sırlara vakıf olacağız? Vay canına işin aslı buymuş, yıllarca nasıl da uyutulmuşuz diyeceğimiz hangi gerçeklerle karşılaşacağız? Örtülen, manipule edilen kahraman atalarımızın yazdığı gerçek tarihi hakikatlerden acaba hangisi gün yüzüne çıkarılacak, çarpıtanların suratına vurulacak? Arap-emevi karmaşasıyla hakikati örtülmeye çalışılan arı duru islamın, ulu atalarmızın ilk günden beri yaşadığı, yaşattığı inancı olan tek tengri, gök tengri inancını Allahın C.C. indirdiği bize ve tüm mahlukata din olarak seçtiği islam ile bire bir uyduğunu bizzat Kuran ayet hakikatleriyle gösterildiği, okurken de kalbimizin hızla çarptığı ve Ya Hakk diye bağıra yazdığımız hangi araştırma-çalışma var acaba? Diye zihinimizden geçirmiyor muyuz? Hepinizin o güzel çehrelerini gözümün önünde canlandırıyorum. Hepiniz mütebessim bir ifade ile evet diyorsunuz. Evet; hakikate evet, hak olan fıtrata evet, Türkün töresine evet, ulu kamların dualarına evet…

Bu girişten sonra bizlerin gönlüne, ruhuna, aklına dokunan adeta yeni dikilen bir fidana ilk verilen can suyu misali bizi yeniden hakikat topraklarına diken ve köklerimize ab-ı hayat mesabesinde hikmetli sözlerini döken hocama, Kağan atabeğime, en kıymetlime huzurlarınızda birkez daha şükranlarımı arz etmek istiyorum.

Konumuza başlayalım müsadelerinizle. Herşeyin ilki özeldir değil mi? İlk söz, bu söz söylenirken duyulan ilk ses, bu sesle duyulanın ilk yazıya geçirilişi, ilk görüş v.s. v.s. … muhabbetullahın birinde sevgili hocamız şöyle demişti “musiki, notalar v.s nasıl çıkmıştır? İnsanı bu arayışa, tekniğe iten ne idi?” diye. Akabinde cevaplamıştı. “ yaratıcısının bezm-i eleste duyduğu sesini o muhteşem tınısını bir daha duyabilmek, o muhteşem melodiyi bir enstrumanla çalabilmek.” Konu başlığımızdan da anlaşılacağı üzere bu sesin notasını arıyorlar. Ama bu arayış o sesin aşkına katılmak, karışmak için değil, onun antisini çıkarmak, o ahengi kakafoniye çevirmek için tabii ki. Beyhude bir uğraşı ama iblis laini aldığı muhleti çok iyi kullanıyor sonucunda da bir çok adem oğlunu ifsad etti. Ama biz onun adımlarını değil, işlerini, hareketlerini takip edeceğiz, etmekte de gevşek davranmayacağız. Bu kayıp nota konusunu kıymetli hocam muhteşem eserlerinden, yapıtlarından biri olan Kulbak Bilge serisinin ikinci kitabında bahsetmişti.

 

Bu kısmı okuduğumda biraz önce değindiğim sohbetleri üzerinden tefekkür etmeye başladım. Türk musikisi üzerine almış olduğum eğitimden dolayı seslere, notaya, müziğe karşı aşinalığım var. Aşinalığım var ama önce konuya işaret olacak, tefekkürü başlatacak yeri bulmam gerekiyordu. İlgili sayfada bu kayıp nota, tek sese indirilmiş birkaç notanın çıkardığı sesle açıklanıyordu. Bu ses hayatta veriyordu helakta ediyordu. Tesiride istemeye bağlı olamazdı. Sen onla değil o seninle iletişime, etkileşime girebilirdi. Nitekim Kuranımızda sesle ilgili çok ayet vardı. Yukarıdaki kitabın ilgili sayfasındaki resimde belirtilen “sayha” yok eden ses gibi. Rad suresinde gök gürültüsünün sesinden haşyete kapılıp tesbihata başlayan melekler gibi. “ Rabbi Musaya ağaçtan seslendi.” gibi. Yine sohbetlerinde herkesin bir notası vardır, o kişinin kodlarını açan, sistemini özetleyen diye. Evreninde bir notasının olduğunu onunda “Fa” sesi olduğunu söylemiştiler. Evet  nota dendiği için bu notalara işaret eden şey de bu sayfada olmalı diye düşündüm. Bir hususa kısacık  deyineyim; Allah C.C. herşeyden münezzehtir. Sesmiş, notaymış, v.s v.s… Tüm bu ifadeler Allahımızın rahmeti gereği bizim tahammül hududumuza indirilmiş şeylerdir. Yoksa hakikati bambaşkadır. Sayfada kadim Türk sazlarından biri ile betimlenmiş bir ata tasviri vardı. Bu saz onun kucağındaydı. Basılan notaları sese çeviren bir saz tutan “Budunçar Ata” … aradığım işaret bu isimdeydi.

BUDUNÇAR : BU-DU-N-ÇAR

Klasik Türk musikisinde notaların adı bu gün kullanılan evrensel isimlerden farklıdır.Perde adları denir.Biz burada portede ki bir birlerine yakın yerlere göre notaları çevirdik.Örneğin Neva Re dedik, perde de Yegah adını da alır Re notası.

Bu : BUSELİK : Sİ notası

Du : DUGAH   : LA notası

N   : NEVA      : RE notası

ÇAR:ÇARGAH: DO notası

Bu dört sese ulaşmıştım.Neden dört ses ? Daha az yada fazla olamaz mı? Diye düşündüm.Sonra dörtlerin hakikati zihnimde kıvılcımlar çaktı.4 kitap, 4 melek, 4 kapı vs vs.bu işaret üzerine tamam dedim.Kalbim mutmain olmuştu.Bir gün ocağımızda toplandığımız o güzel günlerin birinde yanına hürmetle sokulup kısaca bu tefekkürümü arz ettiğimde ‘’ çalmak lazım öyle değerlendirilmesi gerekir’’ dediler.Bu bulgular zihnimde çalkalanıp duruyordu.Ta ki başka bir  toplantıda İzmirden gelen kalperen kardeşim Dr.Hamdi Cenk DÜZGİT’le bu konuyu konuşana kadar.Kendileri de naçizane benim gibi müzikle iştigal eden gönlü güzel bir kardeşimiz.Kendilerine dedim ‘’ Hamdi bu konu böyle böyle.Bu dört sesi aynı anda naturel yerinden çalıp kaydetmek lazım.Dört sesi aynı anda bir dörtlük vuruşta basmak ve çıkan sesi arka arkaya çalmak.Kendileri ‘’ Abi benim İzmirde bunu yapabilecek düzeneğim var.Yapar sana gönderirim inşaAllah ‘’dediler.Sağ olsun yaptığı kaydı bana elmek olarak gönderdi.Bu kaydı hocamız ocağımızın ses sisteminde dinlettirince çıkan o lahuti ses ve titreşimler bizi bizden aldı.Hocam dikkat kesilip sazı ellerine aldılar,bakıp dediler ki herkes gözlerini kapatsın,kollarını açsın bu ses sizi kucaklayacak.Hakikatende o gün orada olanların hepsi aynı şeyleri hissettiler.Ses bizimle iletişime giriyor,adeta bizi kuşatıyordu.Arif kulaklara bu ses çok şeyler der dediler.Sesin tesiri ile hepimiz coşmuştuk.Bana dönüp kayıp notayı bulduk inşaAllah dediler ve bizi onore ettiler gönülleri var olsun.

 

Bu dört sesi incelediğimde başka işaretlere de ulaştım.

Sİ : 494 Hz.    4+9+4= 17

LA: 440 Hz.    4+4+0= 8

RE: 294 Hz.    2+9+4=15

DO: 262 Hz.   2+6+2=10

50.Sure KAF suresi….

Bu sureyi incelediğimde konuyla ilgili işaretleri içeren ayetleri gördüm.SubhanAllah…

Kaf 41. Ayet : Seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver.

Kaf 42.Ayet  : O gün insanlar bu sesi gerçekten işiteceklerdir. İşte bu, çıkış günüdür.

Kaf 43.Ayet  : Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak bizedir.( O ses hayat ta verir,helakta eder)

Bu seslerin farklı kombinasyonları(farklı frekanslar,oktavlar vs vs) ile neler olur neler Allahualem…

 

Notaların isimlerinden kelimeler türettim ;

aSiLeR oD : Asiler ateşe arz edilirler(Helak)

aSiL o DeR: Eşref-i mahlukat olan sadece O Der(Hu) Zikr , o Hu zikri (Hayy olma)

DaiRe SoL:  Tavaf yönü,Daireye,semaha,zikre sol dan başla,kainatın tesbihatına gir,hayat bul.

Atalarımız musikiyi hakikatiyle çok güzel anlamışlar ve de kullanmışlardır.Hastalık çeşitlerine göre makamları belirlemişler tedavilerde kullanmışlardır.Ozanlar kopuzlarının tellerine vurarak halkı an’da olana uyarlamış,gelecekte yaşanılması muhtemel olan olaylara hazırlayan sözlerini notalara,seslere yüklemişlerdir.

 

Aşağıda sesin linkini bulacaksınız.Sakin bir ortamda ,sahte seslerin duyulmayacağı(korna,araç gürültüsü,tv,radyo sesi vs) bir yerde sesi açıp dinlerseniz titreşimin sizinle irtibata geçtiğini göreceksiniz.Sesin içinden seslenen başka seslerde duyacaksınız.Hepinizi hürmetle selamlıyorum.Kıymetli hocama,Kağan atabegime sonsuz şükranlarımı arz ediyorum.

Orkun AKAR

Paylaş

Yazar Hakkında

1 Yorum

Yorum Bırakın