BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI 7: Deccal’in Tac Giyme Töreni

1

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI 1: KÜP
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=4646

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI 2: LOST DİZİSİNİN SIRRI   VE   DECCAL’İN ÇIKIŞI
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6076

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI 3: SEMBOLLER VE BİAT
https://www.kalpoder.com/2017/07/05/bolum-3-semboller-ve-biat/

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI 4: MECZUP ŞARKISI OKTAN KELEŞ’E KARŞIMI YAZILDI?
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6254

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI 5: YECÜC MECÜC
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6264

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI 6: BU KAÇINCI DECCAL
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6310

 

Sırlar bir bir açılmaya devam ediyor…

Yazımıza geçmeden önce bu yazı dizisinin başlangıcında bu kadar olgunlaşıp olgunlaşmayacağını bilmediğim için isim koymaya çekinmiştim. Artık yeteri kadar olgunlaştığını düşünerek isim koymanın tam zamanı olduğu düşünüyorum.

Yazdığım şeyler doğrudur yanlıştı en doğrusunu ALLAH c.c. bilir. Ben doğruluğuna inandığım şeyleri yazıyorum. Yapmaya çalıştığım birçok tefekkür olmasına rağmen sadece doğruluğuna kendimce mutmain olduğum tefekkür, analiz ve değerlendirmeleri yayınlıyorum. Aksi durumun pek etik olmayacağına inanıyorum. Yazdıklarım mutlak doğru mudur derseniz, mutlak doğru ancak ALLAH’a (c.c.) mahsustur. Her kulda olacağı gibi, benim yazılarımda da mutlaka eksiklik ya da yanlışlık olabilir. Ama ben sadece doğruluğuna inandığım şeyleri yazdığım için, yazarken kendimden emin bir dil kullanıyorum. Siz bunların mutlak doğruymuş gibi kabul etmeden önce doğruluğunu önce vicdanınıza sorduktan sonra doğru ya da yanlış olarak alın.

İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin söylediği her şeyi not alan öğrencilerine söylediği söz çok manidardır. Sözü tam hatırlayamasam da hatırladığım şekilde yazıyım, sizin ne demek istediğimi anlayacağınızdan eminim.

“Evladım söylediğim her şeyi yazmayın. Bu gün bu kanıtlara göre bunu söylerim. Yarın yeni bir kanıt gördüğümde dün söylediğim sözü değiştiririm.”

Bilimsel gelişmelerde böyle değil midir zaten. Yeni bir bilimsel gelişme yaşandığında dün söylediklerimiz yanlışmış derler.

Ama ben sizlere yazılarımda doğruluğundan kalbimin şüphe duymadığı yerleri aktarmaya çalışıyorum.

Yazdığım şeylerin bazı insanların kaldırmasının zor olduğunu biliyorum. Kimisine deli saçması bile geliyordur. Çünkü ortada çok fazla kirli bilgi dönüyor ve on yıllardan beride piyasaya kirli bilgi yayılmasına devam ediliyor. Bende acizane karınca misali bu kirli bilgileri temizleyebilmek umuduyla yola çıktım, bir yerden başlamak gerekiyordu. Buradan başlamayı seçtim. Yazdığım yazıların her birine sizin de ulaşabileceğiniz ve bundan zevk alabileceğiniz tarzda delillendirmeye çalıştım.

Bu seriye isim koyarken de bazılarına bu yazılanların deli saçmalığı geleceğini bildiğim için aynı Sultanım gibi, bu yaftayı başından kabul ederek serinin ismini “Bir Meczup Kalperen’in Rüyası” koymayı uygun gördüm.

Bu arada serinin bir önceki bölümü 13 Ekim 2017 06:20 tarihinde yayınlandı. Yayınlanır yayınlanmaz Akşam saatlerinde 13 Ekim saat 20:00 sularında Trump İran’la ilgili açıklama yaptı. Hem de pek sık görülmediği şekilde açıklamasında Devrim Muhafızları da vardı.

http://m.sabah.com.tr/dunya/2017/10/14/trumptan-flas-iran-aciklamasi

http://m.sabah.com.tr/dunya/2017/10/14/abdden-iran-devrim-muhafizlarina-yaptirim

http://www.yenisafak.com/dunya/abdden-devrim-muhafizlarina-yaptirim-2802328

Trump, 13 Ekim 2017 saat 20:00 sularında “Stratejimizi uygulamaya, geç kalmış bir adım olan İran Devrim Muhafızları ordusuna sert yaptırımlar getirmekle başlıyoruz” dedi.

Acaba bu açıklamaya yazımızda yaptığımız İran ve Devrim Muhafızlarıyla ilgili analizimiz sebep olmuş olabilir mi?

 

Bir Meczup Kalperen’in Rüyası 7. Bölümüyle devam ediyor. Sırlar bir bir açılmaya açılıyor.

Şeytaniler Deccal’in gelişiyle iyice gaza gelmişlerdi. Evet Deccal henüz 9’ların başındaki Firavun tahtına oturmamıştı, saha tecrübesi kazansın ve bu sırada edindiği tecrübelerle kendi ekibini kursun diye tabir yerindeyse staja başlamıştı. Şeytanilerde çok büyük heyecan vardı.

Deccal gelir gelmez dünyayı kökünden değiştirecek planlarını devreye soktular. Artık dünya eskisi gibi olmayacaktı.

Bu planın ne olduğunu bir sonraki bölümde inceleyeceğiz inşallah. Şimdi gelin önce hep beraber Deccal’in staj dönemine yüzeyselde olsa küçük bir göz atalım.

Hz. Muhammed (a.s.) zamanında, ALLAH c.c. emriyle Şeytan aleyhillane, Peygamberimiz mescitte sahabeleriyle beraberken yanlarına gider.

Hz. Muhammed (a.s.) anlar ki ALLAH c.c. tarafından beli bir amaç için, sahabeler Şeytan aleyhillaneyi, düşmanını iyi tanısın diye yanlarına gönderilmiştir. Hz. Muhammed (a.s.) Şeytana birçok sorular sorar ve cevaplar alır.

Bu konuşma internette birçok ortamda seslendirilmiş olarak bulunmaktadır.

Bu konuşmanın konumuzla alakalı bölümüyse Hz. Muhammed (a.s.) efendimizin şeytan aleyhillaneye yönelttiği şu soruda gizlidir.

“Senin Peygamberin kimlerdir”

Şeytan aleyhillane bu soruya “Benim peygamberlerim sihirbazlardır” diye cevap verir.

Gönül Sultanım Atabegim Oktan Keleş Beyin Asa kitabını da tamamen bu konuya ayırması benim için bu konuyu doğrulamaktadır.

Hatta Asa kitabından öğreniyoruz ki Hilalilerde Sihir Masası denen bir bölüm var ve Şeytanın Peygamberleri olan bu Sihirbazların maskesini indirip olayların iç yüzünü aydınlatmakla görevli.  Hata bir zamanlar Sihir Masası Şefi de Veysel Dedemizdi. ALLAH c.c. gani gani rahmet eylesin.

Şeytaniler bu durumu kendi yaptıkları bir başka eserde daha net ortaya koyuyor.

Bir Yahudi çizerin (Lee Falk) eseri olan “Mandrake” çizgi romanı. 1934 yılında Lee Falk‘ın yazdığı efsanevi iki çizgi romandan biri olan Mandrake, tüm dünyadaki sihirbazların hemen hemen en ünlüsüdür.

Çizgi romanın başrolünde dünyanın en büyük sihirbazı Mandrake vardır. Yardımcısı Abdullah’tır.

 

 

En büyük düşmanı Octon adlı kişidir. Bu isim size bir yerden tanıdık geldi mi?

Octon = Oktan (Keleş)

Aynı zamanda Octon’un Türkçe karşılığı 8 (sekiz) demektir.

OCTON = 8

Kendisiyle aynı ada sahip, binlerce yıldır var olan, ama şeytanilerin varlığından yeni haberdar olduğu 8 adında (16’lar) bir teşkilatı vardır.

8 şeklindeki nerede olduğu bilinmeyen bir adada karargahları vardır.

Birde Octon’a yardım eden Yeşil Adam adında biri vardır.

 

 

Bir keresinde Gönül Sultanım Oktan Keleş’e sormuştum, “Bu Mandrake çizgi romanında geçen Mandrake sizin Asa kitabında bahsettiğiniz Mayruk mu?” diye. “Evet” manasında kafasını sallamıştı.

Yeşil Adam = İlhami Abi

Octon = Oktan Keleş

8 Teşkilatı = 16’lar

Mandrake = Mayruk

Abdullah = Mandrake’nin illaki vardır bir yardakçısı

Şunu diyebilirsiniz. Oktan Keleş Şeytanileri için ne ifade ediyor ki, bu şeytaniler çizgi romanlarında, filmlerinde ( az sonra göreceğiniz gibi) bile Oktan Keleş’i hedef alıyor.

Oktan Keleş’in Devletteki, 16’lardaki konumunu ben bilmem. Bilenlere selam olsun. Benim Kağanımdır. Ama en kötü şunu biliyorum ki, bu güne kadar yaptığı, anlattığı ve açıklama yaptığı faaliyetlere bakacak olursak, en azından Devletin (16’ların, Oğuz Kağan Teşkilatının) halk ile arasındaki köprüdür diyebiliriz.

16’lara şeytanilerin erişmesinin, kim olduklarını bulmasının neredeyse imkansız olduğunu Oktan Keleş “Deruni Devlet Kutsal Halı” kitabında açıklamıştı.

Sultanımın güzel bir sözü vardır. “Köylüye Devlet kimdir diye sorsalar, Köylü Devlet Muhtardır der” diye güzel bir sözü vardır.

Şeytanilerde 16’lara ulaşma imkanı olmadığı için İşte bu yüzdendir ki Oktan Keleş eşittir 16’lar demektir.

Temize çekecek olursak;

Şeytaniler için:

Oktan Keleş = 16’lar (Devlet) demektir.

Bu kısa açıklamadan sonra yazımıza devam edecek olursak, Amerika’da 1930’lar ve sonrasında bir çizgi roman akımı başladı. Birçok çizgi roman yazıldı ve çizildi. Hepsi de proje eserlerdi. O gün ki insanların bilinç altlarına bir şeyleri yerleştirmek için.

Bu akım 1970’li yıllar ve sonrasında Amerika’daki bu çizgi romanların çevirisi yapılarak Türkiye gündemine girmiştir. Tarih öyle bir ayarlanmıştır ki, bu çizgi romanları okuyan nesil bu günlerin büyükleri, sözü geçenleri ve ülkeyi yönetenleridir. Aynı durum diğer İslam ve dünya coğrafyaları içinde geçerlidir.

Özellikle Mandrake çizgi romanında bu günün büyüklerinin bilinç altlarına, Oktan isminin kötü Mandrake’nin de çok iyi biri olduğu algılatılmıştır.

Elbette o yıllarda bu çizgi romanı okuyan Arap coğrafyasındaki, bir Müslümanın da bilinç altında bu durum kodlu olduğundan ve Mandrake’nin yanında da Abdullah isimli Arap tenli birini de görünce, kendini Oktan ismine değil de Mandrake’ye daha yakın hissettiğinden, bu günlerde istemsizce Oktan’ın karşısında olması gerektiğini, diğer tarafın yanında olması gerektiğini hissedecektir. Hatta Türkiye’deki Arapçı Müslümanlar için bile bu geçerlidir.

Bu konuyu Tarık abi (Tarık C.) yazılarında daha güzel işlemiştir. Merak edenler için aşşağıda yazının linkini veriyorum.

http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=458

Konumuza Deccal ve Stajına dönecek olursak, Şeytaniler Deccal’in stajında yaptıklarına hatıra olması ve tabi ki dünyaya yayılmış diğer şeytani hücrelerine mesaj vermek için “Sihirbazlar Çetesi / Now You See Me” adında şimdilik 2 bölümden oluşan seri film çektiler.

 

Filmin konusuna gelecek olursak. Filmde sihirbazlar arasında yaygın bir efsane olarak bilinen “GÖZ” adında bir oluşum vardır.

 

Efsane diyorum, çünkü kimse böyle bir oluşumun gerçekte olup olmadığını tam olarak kimse bilmiyor.

Günümüzde İllimunati çok meşhur olduğu için, burada bahsedilen “GÖZ” adlı oluşumun hemen herkes İllimunati olduğunu zannetmiştir.

Ama maalesef bu filmde bahsedilen adı “GÖZ” olan çete İllimunati değildir. Çoğu filmde bu durum geçerli olsa da bu filmde “GÖZ” adındaki oluşumun İllimunati’yi temsil etme durumu geçerli değildir. Bu filmde “GÖZ” bizzat 9’lar çetesini temsil etmektedir.

Bunu nereden anlıyoruz derseniz yazının ilerleyen kısmında göreceğiniz gibi “GÖZ” adlı çete 9 kişiden oluşuyor.

Göz’le bir şekilde bağlantısı bulunan, aslında çok büyük bir sihirbaz olan Dylan Rhodes adlı FBI Ajanı vardır.

Dylan Rhodes

Göz’den aldığı talimatları yerine getirmek için 4 kişiden oluşan dünyanın en iyi sihirbazlarını bir araya getirip kendi ekibini (çetesini) kurar.

Daha sonraları bu 4 kişilik ekibin ismi 4 Atlı ya da Atlılar olarak anılacaktır.

4 Atlı

O ana kadar “GÖZ’ün”  sadece bir efsane olduğuna inanan bu 4 sihirbaz gelen bu teklifi hiç düşünmeden kabul eder ve kendilerine ne deniliyorsa bir bir yapar ve 4 Atlı yada Atlılar olarak anılmaya başlar.

Tüm dünyanın gözleri önünde birçok sihirbazlık gösterisi yaparlar. Bu sihirbazlık gösterileri insanların alıştığı sihirbazlık gösterilerin hiç birine benzemez. Örneğin bu gösterilerde banka soyarlar, vesaire vesaire.

Bu yaptıkları hareketlerin aslında suç değil adalet dağıtmak için olduğunu insanlara lanse ederler.

Çünkü soydukları banka ve diğer yaptıkları gösteride mağdur olan kişiler kanunsuz yollarla insanların paralarına el koymuş, insanları kandırmış, birçok kötülük yapmışlardır.

Filmde birde Dylan Rhodes  ve Çetesi 4 Atlı’dan çok daha deneyimli Thaddeus Bradley (Morgan Freeman) adında eski bir sihirbaz vardır. Artık görünüde sihirbazlık yapmamaktadır. Sihirbazların bu sihirleri nasıl yaptıklarını ortaya çıkartan eski bilge bir sihirbazdır.

Thaddeus Bradley (Morgan Freeman)

Bu filmde “GÖZ” adlı oluşumun bizzat 9’ları temsil ettiğini yukarıda yazmıştık.

Dylan Rhodes’a geri gelecek olursak, bu filmde bizzat Deccal’i temsil etmektedir. Göz’den aldığı talimatları gerçekleştirmek için dünyanın en iyi sihirbazlarından kendi ekibini kurar ve aldığı talimatları bir bir gerçekleştirir. Bir nevi “GÖZ/9’lar” çetesine girip Firavun koltuğuna oturmadan önce saha tecrübesi kazanmak için tabir yerindeyse staj yapmaktadır.

4 Atlı’ya gelecek olursak;

Hıristiyanlıkta geçen ve sırrı bir türlü çözülemeyen, şudur, budur diye tahmin yürütülen meşhur Mahşerin Dört Atlısı bunlardır.

Hıristiyanlıkta geçen bu Mahşerin Dört Atlısı Deccal’in en yakın ve en şerli 4 adamlarıdır.

Mahşerin Dört Atlısı: Hıristiyanlıkta, kıyamet alameti olarak ortaya çıkacağına inanılan dört atlı.

Gelin hep beraber Wikipedia’daki Mahşerin Dört Atlısıyla ilgili sayfaya göz atalım.

Alttaki çizelgenin en sağ sütununda da görülüyor ki Mahşerin Dört Atlısı Deccal geldiğinde yaşanacak olan Armagedon savaşıyla ilgilidir.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Mah%C5%9Ferin_D%C3%B6rt_Atl%C4%B1s%C4%B1

Peki neden 4 Atlı?

Çünkü Deccal geldikten ve herkesin kendisini dünyanın kurtarıcısı ve tüm insanlığı birleştiren yeni lider olarak görmeye başladıktan sonra Tanrılık iddiasında bulunacaktır.

Tanrının da 4 Büyük Meleği vardır.

Bu 4 Atlı, 4 Büyük Meleği temsil etmektedir.

Şimdilik Mehşerin Dört Atlısı’na bu kadar değinelim. Anlatmaya kalksak bu dört atlıdan en az 4 kitap çıkar. İnşallah ilerleyen bölümlerde daha detaylı değinme fırsatı buluruz.

Filmin ismi nede güzel oturmuş. Sihirbazlar Çetesi. Tam da Ayette bahsedildiği gibi.

Nelm Suresi 48. Ayette de ALLAH c.c. onlar için “Çete” ifadesini kullanıyor.

Nelm 48 : Şehirde dokuz kişilik bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, ıslaha çalışmıyorlardı.

İlk Sihirbazlar Çetesi filmi 2013 yılında vizyona girdi. İkinci filmse 10 Haziran 2016.

Bu tarihe çok dikkat edin. Serinin ikinci filmi 10 Haziran 2016 tarihinde vizyona girdi.

Peki 2. filmde ne anlatılıyor.

Bizi ilgilendiren tarafını alacak olursak, Dylan Rhodes nam-ı diğer Deccal, çetesini çok uzun zamandır, bir proje üzerinde çalıştırmaktadır. Öyle bir proje ki çetesi bile tam olarak ne üstünde çalıştığını bilmemektedir.

Harekete geçme zamanı geldiğinde bu sihirbazlık gösterisinde kimi hedef alacaklarını açıklar.

OCTA” adlı şirketi hedef alacaklardır.

OCTA” adlı şirket bir teknoloji firmasıdır ve yeni bir ürünün çıkartmıştır.

Bu ürününe bir tanıtım gecesi planlamıştır.

Ürününü adı “8’dir”   “OCTA 8

Size de bir yerden tanıdık geldi mi?

OCTA” kelimesini Türkçe okunduğu gibi yazalım. “OKTA

OKTAN” olması için bir tek  “N”  harfi eksik.

Oktan Keleş’i Mandrake çizgi romanında da ““OCTON” olarak adlandırdıklarından ve “OCTON’nun”  yani Oktan Keleş’in “8” adında bir teşkilatı olduğundan bahsetmiştik.

Aynı zamanda İngilizce “OCTON” kelimesi zaten “8” manasına gelmekte olduğunu da belirtmiştik.

Nam-ı Diğer Deccal ve Çetesi Mahşerin 4 Atlısı  OCTA” şirketinin “OCTA 8” ürününün tanıtım gecesinin kontrolünü ele geçirir.

Tam gösterilerini yapmaya başlamışlardır ki kim olduğunu bilmedikleri biri ortaya çıkar ve tüm operasyonlarını mahveder ve Deccal Çetesiyle birlikte kaçmak zorunda kalır.

Kaçarken çetesiyle ayrı düşer.

Çetesi Atlılar ne olduğunu anlamadan kendini Çin’de bulur.

Kendilerine son sınavları olan bu tuzağı kuranlardan kurtulduktan sonra Deccal’in ve Çetsi Atlıların “GÖZ” ile tanışma ve “GÖZ’e” katılma zamanı gelmiştir.

GÖZ’ün” davetiyle “GÖZ’ün yani 9’ların” karargahına, en azından karargahlarından birine giderler. Bu gittikleri karargahlarından biri olan yer nerededir?

Greenwich Kraliyet Gözlem Evi / Londra

Dikkat ederseniz geldikleri yer sağda duvarın üstünde yazıyor. Royal Observatory Greenwich yani Greenwich Kraliyet Gözlem Evi / Londra. Aşşağıdaki fotoğrafta mekanın içinin fotoğrafı. Her yer damalı zemin.

 

Deccal ve Çetesi karşılarında 9’ların Başındaki Firavun Makamında hiç beklemedikleri birini bulurlar.

Bunca zamandır yaptıkları tüm operasyonların talimatını bu ummadıkları kişiden almışlardır.

9’ların başında Firavun koltuğunda oturan kişi  Thaddeus Bradley (Morgan Freeman) başından beri onları yanı başlarında takip ediyormuş.

9’ların karargahında bulunanları tekrardan kimler olduğunu gözden geçirmek istersek;

Deccal
4 Atlı
Bu Bu (Tsai Chin) ve Li (Jay Chou) adlı 2 Çinli (Sihirbazlar Çetesi 2 filminde Atlıların Çin’de tanıştığı 2 Sihirbaz)

Bu Bu  ve  Li

 

Yaptıkları bir başka operasyonda tanıştıkları Allen Scott – Frank  (Henry Lloyd-Hughes)

Allen Scott – Frank  (Henry Lloyd-Hughes)

Ve Firavun Thaddeus Bradley (Morgan Freeman)

Toplamda 9 kişi eder.

Hali hazırdaki firavun yeni katılacak bu 5 kişiyi ekibe alabilmek için eski ekibinden 5 kişiyi çoktan çıkartmıştır.

Bu 5 kişide gelince yeniden 9 kişi olurlar.

Biraz sohbet ettikten sonra konu bir yerde Octa şirketine yapılan operasyona gelir.

Thaddeus Bradley de (Morgan Freeman), Octa şirketine yapılan operasyonun neden yapıldığına dair verdiği cevap çok manidardır.

“Walter’ın saklandığını biliyorduk, Octa gösterisi onu halka ifşa etmek için bir oyundu.”

Daha sonra Thaddeus Bradley (Morgan Freeman) Firavun Makamını Dylan Rhodes yani Deccal’e bırakır.

“Yoruldum
Ve hamlem kalmadı
Artık senin oyunun
Nasıl uygun görüyorsan öyle oyna
Benim oynayacak başka oyunum kalmadı
Fakat sana tavsiyem yerine bir varis bulman”

Der ve şapkasını alır ve gider. Yani bundan sonra sen nasıl istiyorsan 9’ları öyle yönet ama bana sorarsan Yeşil Adam seni de diğer 3 Deccal adayı gibi öldürebilir. Ne olur ne olmaz diye sen ölürsen yerine geçecek varisini şimdiden belirle.

 

Gelin buraya kadar yazdıklarımı anlaşılması kolay olsun diye hep beraber toparlayalım.

  1. Yazı dizisinin daha önceki bölümlerinde acizane kendimce kanıtlarını ortaya koyarak (daha bir çok kanıtı var ama yazmaya vakit yok. İlhami Abinin dediği gibi “Zaman çok yaklaştı.” İlhami Abinin bu sözünden yola çıkarsak, artık harekete geçme ve bir şeyler yapma zamanı, zamanımız çok kısıtlı. Dolayısıyla her şeyi yazacağım diye oyalanmaktansa, belli başlı, konuyu özetleyen şeyleri yazmaya çalışarak yetiniyoruz.) yazdığım gibi Deccal 23 Mayıs 2010 tarihinde Anunnakilerin gezegenlerinden Dünyamıza gelmiştir.
  2. Daha önceki bölümlerde yazdığım gibi, bu gelen Deccal, Deccal olması için getirilenlerin 4.’südür. Deccal olsun diye yetiştirilen adaylardan yapılan ilk üç seçimdeki çocukları Muradullah gereği Hz. Hızır öldürmüştür. (Kehf Suresindeki Hz. Hızır ile Hz. Musa kıssasında öldürülen çocuk meselesi)
  3. Deccal gelir gelmez 9’ların başındaki Firavun tahtına oturmamıştır. Sihirbazlar çetesi 1 filmindeki gibi, önce saha tecrübesi kazansın ve bu sırada kendi çetesini oluştursun diye 9’lardan aldığı talimatla birçok operasyon yönetmiştir.
  4. Bu operasyonlar sırasında Mahşerin Dört Atlısından oluşan ekibini kurar. Hıristiyanlıkta kıyamet alameti olarak anılan, Armagedon savaşıyla alakalı olduğu bilinen ama tam olarak neyi ifade ettiği anlaşılamamış, bu mudur, şu mudur diye tahmin yürütülen Mahşerin Dört Atlısının da hakikatini açıklamış olduk.
  5. Tüm bu aşamalardan geçtikten sonra 9’lar Çetesine katılmadan önceki son sınavlarını vereceklerdir. Şeytaniler Octa Şirketine operasyon düzenleyeceklerdir. Operasyonu da bizzat Deccal yönetmiştir. Filmdeki bu operasyon bizzat 15 Temmuz’u temsil etmektedir. Yukarıda da dediğim gibi Octa (Octa 8) ismi Türk Devletini temsil etmektedir. Zaten ikinci Film 15 Temmuz’dan tam 1 ay önce vizyona girmiştir. 10 Haziran 2016’ Tam 1 ay sonra 15 Temmuz 2016 tarihinde Fetö Türkiye’de darbe girişiminde bulunmuştur.
  6. Filmde de Türk Devletine (Octa Şirketine) yapılan operasyon çeşitli nedenlerle yarım kalıyor. Gerçekte de 15 Temmuz saldırısı yarım kalıyor.
  7. Akıllara hemen şu soru gelebilir. 2. Film 15 Temmuzdan Bir ay önce vizyona girmiş ve Türk Devletine Operasyon yapılacağını söylüyor. Ve Filmde bu yapılacak operasyonun başarısız olup yarım kalacağını da söylüyor. O zaman başarısız olacağını bile bile bu operasyonu neden yapıyorlar? Ne demişti hali hazırdaki Firavun (Thaddeus Bradley (Morgan Freeman)) “Walter’ın saklandığını biliyorduk, Octa gösterisi onu halka ifşa etmek için bir oyundu.” Yani Octa’ya Türkiye’ye yapılan operasyon, Türkiye’nin içine yuvalanmış olan Fetö’yu halka ifşa etmek için yapılmış bir operasyondu.
  8. Tabi ki hedeflerinin arasında Türkiye’ye zarar vermekte vardı ama asıl hedefleri bu değildi. Çünkü biliyorlar ki Türkiye’ye güçleri yetmez. Asıl hedefleri Fetö’yü halka ifşa etmekti. Fetö’yü halka ifşa ederek ne kazanacaklar diye düşünürseniz, bunun sırra aşağıdaki resimde saklı.

The Economist Dergisinin 2016 Yılı Kapağı

Sağ yukarıda Kardinal kıyafetiyle Papanın hemen altında duran adamı tanıdınız mı? Ben sanki Fetoş’a benzettim. Ne dersiniz, sizce de benziyor mu? Rahmetli Aytunç Altındal’ın yıllarca ima ettiği gibi bu Fetoş Vatikan’ın kayıp kardinali olmasın sakın? Fotoğraf bize bunu açıkça söylüyor.

Türkiye’ye yapılan bu darbe girişimi Şeytani’lerin Haçlılara attığı en büyük kazıktır. Bunu tam olarak  anlayabilmek için Fetoş’un Haçlılar için ne anlama geldiğini bilmemiz gerekiyor.

Fetoş sıradan cemaat üyelerine kendisinin Mehdi olduğunu söyledi.

Üst düzey cemaat üyelerine kendisinin aslında Hz. İsa olduğunu Mehdiyle Ahir zamanda gelecek olan Hz. İsa’nın aynı kişi olduğunu söyledi.

Çekirdek ekibine de Peygamberlikten daha yüksek bir makamın olduğunu, kendisinin de bu makamda olan tek kişi olduğunu söyledi.

Sizce Peygamberlikten üstün olan bu makam nedir?

Fetoş Hz. İsa ise, Hz. İsa Hıristiyanlıkta Tanrının Oğludur.

İşte Peygamberlikten üstün makamdayım derken iddia ettiği şey tam olarak budur. Ben Hz. İsa’ysam o zaman Tanrı’nın oğluyum, Tanrı’nın oğlu olmakta Peygamberlikten daha yüksek bir makamdır  imasında bulunuyor.

Bu konuda yazıya kaynak ekleme ihtiyacı duymadım. Zira her şey sayfa sayfa, cilt cilt ortalığa döküldü. Süreci yakından takip edenler iyi bilecektir.

Peki dizi yazımızın daha önceki bölümlerinde işlediğimiz konuya dönecek olursak, Deccal geldiğinde insanlara ne diyecekti?

Müslüman alemine Mehdi olduğunu söyleyecek,

Hıristiyan alemine Hz. İsa,

Aslında Mehdi’yle Hz. İsa aynı kişidir diyecek,

Ben Hz. İsa isem Tanrı’nın oğluyum yani Tanrı’yım diyecekti.

Aslında Fetoş Haçlıların Deccal projesiydi. Gerçek Şeytaniler ve Deccal de Şeytanilerin kalesi olan Amerika’da Fetoşu ve Örgütünün clicklerini ele geçirip, halk gözünde de ifşa olsun ve rakipleri olan Haçlıların bu projesini bitme noktasına getirsin diye 15 Temmuz darbe girişimini planladılar.

Tabii bu bana göre böyle. Şimdi de size soruyorum. Bu böyle olmuş olabilir mi?

15 Temmuz Operasyonunu kendileri tarafından yapılacağını bilen diğer şeytani hücrelere rezil olmamak için de bahse konu olan Sihirbazlar Çetesi 2 filmini de 15 Temmuzdan önce vizyona sokuyorlar ki, bu operasyonun başarısızlıkla sonuçlanacağını biliyorduk. Biz amacımızı darbe başarılı olsa da olmasa da başardık deyip, taraftarlarının moral ve motivasyonunu yüksek tutmaya çalışıyorlar.

Oktan Keleş bu darbe girişimini ve başarısız olacağını 2014 yılında yazıp bölüm bölüm yayınlamaya başladığı kitabında zaten yazmıştı. Acaba darbenin başarısız olacağını da oradan mı öğrendiniz?

Bir diğer kitabı Asa’da da Darbenin yılına, ayına, gününe hatta saatine kadar şifrelemişti. Bunun çözümünü değerli büyüğüm Erol Abi yapıp onaltiyildiz.com’da yayınlamıştı. Okumak isteyen siteden bakabilir.

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5281

Türk Devleti yine kadim aklını göstermişti. İti ite kırdırıp, geride kalan iti de kendisi kırmak için stratejisini uygulamıştı.

Filmde Haçlıların Deccal adayı Fetoşu temsil eden Walter tüm bu işlere babasına yaranmak, onu kurtarmak için girmiştir. Walter babasının gayrı meşru çocuğudur.

Walter ve Babası

Walter’ın Babası Filmde genellikle (her zaman diyemem) Beyaz giyiniyor. Walter hakkında da şunları söylüyor. “O kadar öz evladım var, gel gör ki benim için bir şeyler yapan bir tek Gayrı meşru olan çocuğum Walter” diyor. Gayrı Meşruluğu görünürde Müslüman gibi gözüktüğüne yorabiliriz.

Acaba bu karakterde Filmde Papa’yı simgeliyor olabilir mi? Ne dersiniz? Zaten Deccal birinci filmde eğitiminin çoğunu bu karakter üzerinde yapıyordu.

9.Filmde sıralama şöyle gider. Octa Şirketine (Türkiye’ye) darbe olur, Sonra Deccal ve adamları Çin’de bir problem, sorun yaşarlar ve bu sorunu da atlattıktan sonra Londra Greenwich Kraliyet Gözlem Evine gelip 9’lara katılıp Firavun koltuğuna oturur. 9’ları yönetmeye başlar.

  1. Türkiye’de darbe oldu.
  2. Şeytanilerin kalesi, karargahı olan Amerika başkanlık seçimlerinden sonra Tump başkanlık koltuğuna oturunca Çin ile yaklaşık 1 ay kadar sürtüşüp durdu.
  3. Sırada Deccal ve Çetesi Mahşerin Dört Atlısının gelip 9’lara katılması kalıyor. O da Amerika’nın Çin sürtüşmesinden hemen sonra gerçekleşti
  4. Deccal ve Çetesi Mahşerin Dört Atlısı 2017 yılına girilmeden 2016 yılının son ayında 9’lara katıldılar ve Deccal Firavun koltuğuna oturdu.
  5. Peki Deccal’in 9’lara katılış töreninin neden Londra’da yapıldığına gelirsek;

Bir gün Sultanımızla oturuyoruz. Yine Deruni sohbetler yapılıyor. Konu Kulbak bilgenin bir bölümünde geçen şu cümleyi sormamızla başladı. “Şeytan, eşi ve Adem cennetten kovuldular” cümlesi. Burada sanki bir yazım hatası vardı ya da bilerek yazılıp arkasında bir sır barındırıyordu. Çünkü burada çaktırmadan Şeytanın eşinden bahsediliyordu. Bu ne anlama geliyor diye sorduğumuzda, bize şöyle bir soru yöneltti. “İngiltere Tahtına neden Kral değil de Kraliçe oturuyor biliyor musunuz?” dedi. Aslında geçmişten beri bu benimde kendi kendime sorduğum bir soruydu. Sohbet ortamında bulunan arkadaşlar fikirlerini söylediler ve sohbet devam etti.

Adem cennetinde ALLAH c.c. emrine karşı gelip Adem’e secde etmeyen kimdi biliyor musunuz? İblisti dedi. İblis farklı Şeytan farklı. İblisin (Görsay) karısı Albastı’yı Umay Ana öldürmüştü. Ama İblis Adem’e secde etmeyip yasak meyveden yedirince Adem cennetinden ona yardım ve yataklık eden, onunla aynı amacı güden ve bu yönde çaba harcayan biriyle beraber kovulmuştu. İşte o kişiye de bu gün “Şeytan” diyoruz.

Benim anladığım bu kişinin İblisle karı kocalık durumu yoktu ama aynı İblis gibi dumansız ateşten yaratılmış dişi bir varlıktı ve Hz. Adem’e düşmandı.

Kraliçe İnsanlar arsındaki Şeytanın Makamını temsil eder. Bu yüzden tahta Kraliçe oturuyor. İblisi temsil eden ise Deccal’dir. Dünya efendileri ve Kralı.

İşte İblisle Şeytan arasındaki ilişki aynı Kralla (Deccal)  Kraliçe arasındaki ilişki gibi. Karı kocalık söz konusu değil.

Deccal geldiğinde Krallık Tacını, Kraliçe giydireceğinden dolayı İngiltere tahtında Kral değil de Kraliçe oturuyor.

Deccal ve Çetesi Göze katılıp Firavun Tahtına geçmek için nereye geliyordu.

Greenwich Kraliyet Gözlem Evi / Londra

Şimdi neden Deccal ve Çetesinin Londra’ya gittiğini anlamış oluyoruz.

Yaşanan olayların tarihsel dizilimine baktığımızda, Deccal Aralık 2016’da Firavun Tahtına oturdu.

Film analizimize kaldığımız yerden devam edelim, Thaddeus Bradley de (Morgan Freeman) çıkarken, Dylan Rhodes’a nam-ı diğer Deccal’e teslim ettiği Firavun makam odasında bir perdenin arkasına saklanmış kapıyı işaret ederek “Perdenin hiçbir önemi yok” deyip, oradan ayrılır.

Deccal ve Çetesi gösterilen kapıdan girdiğinde farklı bir yerle karşılaşır.

Bu kare filmin son sahnesidir.

Şeytanın emirleri doğrultusunda Deccal geldiğinde girişeceği operasyonların bir kısmı içeriği ve alt yapısı Firavun tarafından hazırlanıp bir kapının, bir perdenin (alegori) arkasında saklanıyordu.

Firavun burada Deccal’e deyim yerindeyse “Sen geldiğine göre artık bu perdenin hiçbir önemi yok. Perdeyi açıp, kapıdan girip, senin için hazırladığımız projeyi/projeleri uygulamaya başlayabilirsin” demektedir.

Bu hazırlanan projenin kodu (kod ismi gibi düşünebilirsiniz) yukarıdaki resimdir. Yukarı doğru çıkan merdiven sarmalı.

Yukarıdaki resim bu günlerde size bir yerlerden tanıdık geldi mi acaba?

Dan Brown’un yeni kitabı “Başlangıç’ı” gördünüz mü? Gelin hep beraber bakalım.

Neyin Başlangıcı ?

Kitabın kapağındaki yukarı doğru çıkan merdiven sarmalını gördünüz mü?

Firavunun Deccal’e bıraktığı mirasın kodunu bu kitapla ve kitabın ismiyle tüm dünyadaki şeytanilere bildiriyorlar. Artık Efendimiz Firavun tahtına oturdu ve dünya eskisi gibi olmayacak. Sonun Başlangıcı.

Yukarıda sorduğumuz “Neyin Başlangıcı?” soruna cevap verecek olursak;

Sonun Başlangıcı !

Deccal’in Başlangıcı !

Ve onun şerli operasyonlarının başlangıcı !

Gelir gelmez

Dan Brown Efendisinin verdiği görevi layığıyla yerine getiriyor. Dan Brown’un Oktan Keleş’i yakından izlediğini iyi biliyoruz. Bizi izlemeye devam et. Bir sonraki bölümde senin için bir sürpriz olabilir inşALLAH.

Deccal bildiğiniz gibi tek gözü kör olacaktır.

Acaba Deccal’in tek gözlü olmasının sebebi, Firavun tahtına geçmeden önce bir ameliyatla, direkt ana göz bilgisayardaki yapay zekaya online bağlı olmasını sağlayan bir elektronik göz takılması olabilir mi?

Bu göz sayesinde dünyanın her tarafındaki kameraya anında online bağlanıp, istediği kişinin bilgilerine internetten ulaşıp, istediği hesaplamaları yapay zekaya yaptırıyor olabilir mi?

Deccal’e yerini devreden Firavun Deccal’in gelişine ortamı hazırlamak için 2016 yazında 2 projeyi devreye soktu mu acaba?

Biri Kulbak Bilge kitabında Simyacının bahsettiği tat alma duygusunu öldüren  iksiri, sürekli Sssssssssssssss diye ses çıkartan sihirli içeceklerine karıştırmış olabilir mi?

Simyacının dediği gibi  “Her şeyin başlangıcı olan iksir !”

2016 yazında bu sihirli içeceğin her şişesinde gri kapak vardı. Her gri kapağa bedava bir içecek dağıtılıyordu. Bedava dediğin bir iki tane olur. Her şişeden bedava çıkmaz ki. Ekonomik olarak iflas edersin. Finansal zararı bile göze aldıran plan neydi?

İkincisi de 2016 yazında çıkan İPhone 7’de bu sihirli içecek gibi tıslamaya başladı. Acaba bu İPhone 7 çıkarttığı bu sesle insan beyninde hakikati görme bölgesini kör etmeye mi yarıyordu?

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=5409

Yaşadığımız bu durum hakkında güzel bir söz aklıma gelir her zaman.

Hepimiz kör olmuşuz ki (salih kullar hariç), Deccal geldi Kral oldu…

Ey insan oğlu aç gözlerini …

İnsanlığından geriye bak ne kaldı…

Saygılarımla
Serdar KAZANÇ ( Budun )

 

Paylaş

Yazar Hakkında

1 Yorum

  1. Yazınız guzel ellerinize saglik. Fakat Seytan – Iblis kisminda bir karisiklik var sanirim. Orada Seytan ve esi derken seytanin Iblis oldugunu dusunuyorum ki zaten Kuran da bu gayet acik. Kulbak Bilge de de Seytan derken cogu yerde Iblisten bahsediliyordu. Oradaki eş belki Yahudilikte gecen Lilith olabilir ya da başka bi şeytanlasmis varlik. SAYGILARIMLA…

Yorum Bırakın