Bir Meczup Kalperen’in Rüyası Bölüm 8: Şeytanilerin Yeni 11 Eylül Planı

10

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI 8:  ŞEYTANİLERİN YENİ 11 EYLÜL PLANI

 

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI BÖLÜM 1: KÜP
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=4646

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI BÖLÜM 2: LOST DİZİSİNİN SIRRI   VE   DECCAL’İN ÇIKIŞI
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6076

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI BÖLÜM 3: SEMBOLLER VE BİAT
https://www.kalpoder.com/2017/07/05/bolum-3-semboller-ve-biat/

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI BÖLÜM 4: MECZUP ŞARKISI OKTAN KELEŞ’E KARŞIMI YAZILDI?
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6254

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI BÖLÜM 5: YECÜC MECÜC
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6264

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI BÖLÜM 6: BU KAÇINCI DECCAL
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6310

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI BÖLÜM 7: DECCAL’İN TAC GİYME TÖRENİ
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6333

 

Yazımıza başlamadan önce Vatikan’a bir iki nasihatte bulunmak istiyorum.

Şeytaniler binlerce yıldır Mesih projelerinin hazırlığını yapıyorlarken, Haçlılar da en az onlarca yıldır kendi Mesih Projelerinin hazırlığını yapıyorlardı.

Her iki rakip grubun Mesih’i de geldiğinde kendisinin sözde İsa Mesih olduğunu söyleyecekti.

Dolayısıyla iki proje de bir birine rakip projelerdi ve bu projeyi hangi taraf ilk olarak başarırsa diğer tarafın Mesih projesi çok büyük zarar alacaktı.

Belki de çöpe gidecekti.

Haçlılar kendi Mesih projesine onlarca yıldır gizli Kardinalleri Fetullah Gülen üzerinden hazırlanıyordu.

Şeytaniler buna asla izin veremezdi.

Haçlıların Mesih projesi, kendilerinin Mesih projesini tehlikeye sokuyordu.

Bu tehlikeyi savuşturmaları gerekiyordu.

Bu yüzden FETÖ’nün içine adamlarını sızdırdılar.

Zaten rakipleri olmasından dolayı haçlıların içine durmadan adam sızdırıp duruyorlardı.

Kritik tüm  clickleri ele geçirdiler.

Hatta Vatikan’ın içine sızdırdıkları adamları Kardinal seviyesine kadar yükseldi.

Artık kendilerinin beklediği Mesihleri (Deccal) Annunnakilerin gezegeninden dünyaya getirilmiş ve Mesih’in geldiği halka açıklanma zamanı yaklaşmıştı.

Haçlıların Mesih projesini bir şekilde saf dışı bırakmalılardı.

Bu yüzden 15 Temmuzu planladılar.

Amaç 15 Temmuz’un başarılı olması değil Fetö’nün halka ifşa olmasıydı.

15 Temmuz başarılı olursa Haçlılar kazanır kendileri kaybederdi.

Bu yüzden 15 Temmuz planını başarılı olamayacak şekilde planladılar.

Fetö’nün ve Haçlıların içine sızan ajanları sayesinde de bu devreye sokmayı başardılar.

Ve Fetö’yü halka ifşa ettiler.

Şimdi Papa kendi kendine şöyle söyleyebilir, “Ama bu operasyonu bizzat bizim Kardinalimiz planlayıp benim onayımla devreye soktu nasıl olur da Şeytaniler 15 Temmuzu planlayıp yapmış olsun?”

Şeytanilerin ajanı olan bu Kardinal, Firavundan aldığı emirle Papa’ya çıkıp “Artık bu operasyonu gerçekleştirmemiz lazım yoksa Mesih Projemiz tehlikeye girecek, Türkiye’de işler karışık, artı Şeytanilerin de Mesih projesini açıklamalarına az kaldı, onlar bizden önce davranırsa bizim projemiz çöp olur” gibi bahanelerle bir şekilde Papa’yı da ikna edip 15 Temmuz operasyonunu devreye soktular.

Ya da buna alternatif olacak senaryolarla Papa’yı ikna edip, bu operasyonu gerçekleştirdiler ve Haçlılara en büyük kazığı attılar.

Buraya kadar yazdıklarımızı yazı dizimizin bir önceki bölümünde kanıtlarıyla ortaya koymaya çalıştık.

Okumaya bu bölümden başlayanlar bir önceki bölümü okursa, konu onlar için daha tatmin edici olacaktır.

Bu operasyonda önemli olan Fetoş’un maskesinin düşmesi ve halk tarafından ne mal olduğu bilinmesiydi.

Eğer Papa’ya bir önceki bölümde yazdığımız yazı iletilmişse, kendi içindeki şeytanilerin ajanı olan hainlerin varlığından haberi olmadığı için şöyle demiş olabilir; “Bu yazıyı yazan yanlış yazmış, 15 Temmuzu bizzat biz planladık, benim en güvendiğim x adlı Kardinal planladı” diyordur.

Hah işte o kardinal Şeytanilerin Vatikan’a yerleştirdiği ajan.

O Kardinali Oktan Keleş Bey Kulbak Bilge adlı eserinin 19. Bölümünde resmini çizdi.

Tabii Şeytaniler hiç enerji harcamadan bir taşla iki kuş vurmak isteyip Türk Ordusunu da aradan çıkartmak, olabildiğince yıpratmak isterdi ama onu da başaramadılar.

Türk Ordusu tahminlerinden çok daha çabuk toparlandı ve duruma el koydu.

On Altı Yıldızı takip edip elde ettiği bilgileri Papa’ya sunma görevi de bu  Şeytanilerin Ajanı olan Kardinaldeyse ve bu bilgiler hiç Papa’ya ulaşmıyorsa!

O kadarını da bu siteyi takip eden diğer Vatikan ajanları ve görevlileri düşünsün.

Ben Vatikan’ın, Papa’nın yerinde olsam intikamımı çok acı bir şekilde alırdım.

En azından şunu yapardım;

Deccal geldiğinde tüm dünyanın onu Kurtarıcı olarak görüp peşinden gitmesi için, geldiği yılda tüm dünyanın bir kurtarıcıya ihtiyacı olması gerekiyor ki tüm insanlık onu kurtarıcıları olarak kabul etsin.

Şeytanilerin şu an ki amacı bu.

Tüm dünyayı gerek ekonomik, gerekse de şavaşlarla yaşanmaz bir hale getirmek.

Dünyayı öyle bir kaos ortamına sokmak istiyorlar ki, tüm insanlık biri gelse de bizi bu halden kurtarsa beklentisi içine sokulmak isteniyor.

Dünyayı bu kaos ortamına sokacak adamı da görevlendirip Amerikan Başkanı yaptılar.

Trump yavaş yavaş, adım adım dünyayı bu duruma doğru sürükleyecektir.

Ben Vatikanın yerinde olsam bunun öcünü Trump’ı alaşağı ederek alırdım.

Ah Trump ah bu koltuklar sana dar gelir. Bence sen eski koltuğuna dön.

Sizce Şeytaniler Papalık makamını da ele geçirmiş olabilir mi?

Yazı dizimizin bir önceki bölümünde tüm detaylarıyla yazdığımız ve Fetoş’un Vatikan’ın Gizli Kardinali olması dolayısıyla haçlıları övdüğü videoda böylece daha da anlam kazanıyor.

http://www.sabah.com.tr/webtv/turkiye/fetullah-gulenin-hacli-ordularini-ovdugu-video-ortaya-cikti

 

Artık bu bölümdeki konumuza dönebiliriz.

Yazı dizimizin önceki bölümüyle “Bir Meczup Kalperen’in Rüyası Geçmiş” bitti.

Artık bundan sonra geleceği yazmaya gayret göstereceğimizden “Bir Meczup Kalperen’in Rüyası Gelecek” başlıyor İnşALLAH.

Şeytaniler 90’lı yılların başında daha önceden belirledikleri tarihte şeytani bir planı devreye sokma kararı almışlardı.

Planlarında İkiz Kulelere sözde Müslümanlara ait olduğunu iddia ettikleri uçağı çarptırıp, sonrasında da bunun öcünü almak için sırasıyla Müslüman ülkelere savaş açacaktı.

Planın devreye sokulduğunu tüm şeytani hücrelere duyurmalıydılar.

Mesajı Hollywood’u kullanarak şeytani hücrelere yaymayı kararlaştırdılar.

En gizli bilgini, herkesin görebileceği en görünür yere saklayacaksın.

Kimse ulu orta yerde gizli bilgi aramayacağı için mesaj gizliden gizliye şeytani hücrelere hiç kimsenin şüphesini çekmeden ulaştırılmış olacaktı.

Bu yüzden 90’lı yıllardan başlayarak bir çok Hollywood filminin içine bu gizli mesaj saklanmıştı.

Ta ki 11 Eylül 2001 tarihine kadar.

Ve beklenen olmuş tüm şeytani hücreler gizli mesajı almış ve o gün İkiz Kulelerde çalışan hiçbir şeytani işe gitmemişti.

Dünyanın geri kalanındaki şeytaniler de bu duruma göre pozisyon almıştı.

Konuya ait internette bir çok video bulunmaktadır.

Bu bölümdeki konumuzun anlaşılması için şeytanilerin Hollywood’u nasıl kullandıklarını anlamanız hayati öneme sahip.

Bu yüzden 11 Eylül gerçekleşmeden Hollywood filmleri üzerinden verilen bu gizli mesajları deşifre eden bir videonun linkini aşşağıda sizlerle paylaşıyorum.

Konumuz için hayati öneme sahip olduğu için 6 dakikanızı ayırıp mutlaka izlemenizi ve şeytanilerin Hollywood’u nasıl kullandıklarını anlamanızı rica ediyorum.

 

Peki şeytanilerin 11 Eylül öncesi Hollywood’u nasıl kullandıkları konumuz için neden bu kadar önemli.

Çünkü şeytaniler 23 Mayıs 2010 tarihinde kurtarıcıları Mesih Deccal Anunnakilerin gezegeninden dünyamıza geldiği tarihten itibaren yeni şeytani planlarını devreye soktular.

Ve devreye soktukları bu planı yeniden Hollywood’u kullanarak şeytani hücrelere duyuruyorlar.

11 Eylül gerçekleştikten sonra Hollywood filmlerine bu bu planın gizlendiği deşifre edilince, bu seferki planlarını daha  gizli bir yolla hücrelerine ulaştırmaya başladılar.

Bu sefer planlarını direkt değil de sembol kullanarak veriyorlar.

Yani 11 Eylül olmadan önce Hollywood filmlerinde ikiz kulelerin yıkılacağını direkt kurguluyorlardı.

Bu sefer yeni planlarını sembol kullanarak yaymaya başladılar ki kimse anlayamasın.

 

 

Şimdi ilk önce koltuğunuza oturun, aşşağıda linkini verdiğim müziği açın ve müzik eşliğinde Şeytanilerin planlarını bir bir deşifre edelim.

https://www.youtube.com/watch?v=uPyBxmAugEE

 

Şeytaniler Deccal’in gelişi için Tevrat’a ayetler sokuşturduğundan beri, Hz. İsa’yı sözde çarmıha gerildikten sonra, uzaylı şeytanilerden aldıkları yardımla, holografik olarak göğe yükseldiğini gösterdiklerinden beri bu plana hazırlanıyorlar.

Binlerce yıldır hazırlandıkları bu planı, 23 Mayıs 2010 yılında Deccal’in Anunnakilerin gezegeninden dünyamıza geldiğinde devreye soktular.

Başlıkta her ne kadar Şeytanilerin Yeni 11 Eylül Planı desem de bu seferki planları o kadar şerli ki, 11 Eylül bu planları yanında mahalle kavgası gibi kalır.

Peki neydi bu plan?

Deccal’in gelişini Lost dizisini çekerek tüm dünyaya duyuran şeytanilerin altın çocuğu J. J. Abrams sizce Lost dizisi bitince boş mu durmuştur?

Ya da 2000 Yılında İlhami Abinin Sina Çölündeki sinemada öldürdüğü ilk Deccal adayının gelişini tüm dünyaya duyurmak için Matrix filmini çeken iki Yahudi kardeşin 2010 yılında Deccal geldikten sonra boş durduğunu mu sanıyorsunuz?

İlk başta bu iki Yahudi kardeşin (Wachowski Kardeşler) ve J. J. Abrams’ın 2010 yılından sonra imza attığı çalışmalardaki ortak yönü bularak şifreyi çözmeye başlayalım.

 

  1. J. Abrams yine çok meşhur başka bir Yahudi yönetmen olan ve Mossad’ın sürekli koruması altında bulunan Yönetmen, aynı zamanda Yapımcı olan Steven Spielberg ile birlikte Super 8 adlı çalışmaya imza atmıştır.

 

Super 8

 

2015 yılında  vizyona giren Sense8 dizisi ise Wachowski Kardeşlerin imzasını taşıyor.

 

Sence 8

 

J.J. Abrams ve Yahudi yönetmen(Aynı zamanda Yapımcı) Steven Spielberg’in beraber çektikleri “Super 8” filmiyle Wachowski Kardeşlerin çektikleri Sense8 dizisi arasındaki ortak noktayı fark ettiniz mi?

Her iki yapımın isminde de “8” rakamını var.

Peki 2010 yılından sonra her hangi başka bir yapım 8 rakamını barındırıyor olabilir mi?

İsterseniz hep beraber şöyle bir bakalım.

 

Revenge

Revenge ABC tarafından 2011 yılında Amerika’da yayınlanan İntikam konulu televizyon drama dizisidir.

 

Zemin tanıdık geldi mi?

 

Afişindeki “8” rakamını görebildiniz mi?

 

 

Page Eight

Türkçe ismi “Sayfa 8” olan film 2011 yılında vizyona girdi.

 

Apache 8

2011 yılında gösterime giren başka bir film.

 

Cat. 8

2013 yılında gösterime giren Tv serisi.

 

Room 8

2013 yılında yayınlanan kısa film.

 

 

The Hateful 8

Film 2016 yılında vizyona girdi. Adının Türkçe karşılığı “Nefret Dolu 8” olan bu filmle Revenge yani Türkçe karşılığı İntikam olan dizide olduğu gibi yine nefret ile “8” rakamını yan yana getirdiler.

 

Code 8

2016 yılında gösterime giren bir film.

Birde müzik piyasasına şöyle bir bakalım.

 

Apathy Pieces 8

 

 

Isaura 8

 

 

Bu sefer bir başka sektör olan kitap sektöründen bir örneği inceleyelim.

 

Sekiz Numaralı Yetim

Zaten kendiniz de araştırma yaptığınızda göreceksiniz ki yukarıda paylaştığım ve aşşağıda paylaşacağım film ve dizilerin çoğunun ilk önce aynı isme sahip kitapları yazılmış, sonra da bu kitaplardan uyarlanmıştır.

Dikkat ettiyseniz filmlerin, dizilerin, kitapların isimleri hep “8” rakamını barındıracak şekilde adlandırılmış.

Ve yukarıda yazdığım filmlerin, dizilerin, müziklerin, kitapların hepsi daha başlangıç.

Dünyada bunlar olup biterken acaba Türkiye’de de buna benzer gelişmeler yaşanmış mıdır?

 

Planı devreye soktukları günlerde Türkiye’de Şeytanilerin ayak takımı olan Masonların Sembolleriyle dolu olan, benimde severek izlediğim, başrolünü çok meşhur bir oyuncunun oynadığı dizi vardı.

Adı Ezel’di.

 

Zaten Ezel dizisi Türkiye’nin gündeminden düşmezken, 2010 yılında yeni sezona tüm Türkiye’nin bakışlarını bir kere daha bu diziye yönlendirmesini sağlayacak  çok meşhur bir başka oyuncu daha diziye katıldı.

Garip olansa yeni sezonda diziye katılan bu çok meşhur oyuncunun dizideki adıydı.

Masonik simgelerle dolu olan bu diziye katılan çok meşhur oyuncunun dizide ki ismi Sekiz’di.

Tabi burada oyunculara daha doğrusu kimseye bir lafımız yok.

Oyuncular mesleklerini icra edip senaryoda ne yazıyorsa onu oynuyorlar.

Biz sadece tuttuğumuz ipin ucunu araştırmaya çalışırken rastladığımız bu benzerliği değerlendiriyoruz.

 

Yazıyı okumaya bu bölümden başlayıp nedir bu Şeytani Semboller diyen okuyucularımızın, bu yazı dizisinin 3. Bölümü  “Bir Meczup Kalperen’in Rüyası 3: SEMBOLLER VE BİAT” okumasını tavsiye ederim.

Bir Meczup Kalperen’in Rüyası 3: SEMBOLLER VE BİAT
https://www.kalpoder.com/2017/07/05/bolum-3-semboller-ve-biat/

Acaba bu diziyle çok meşhur bir oyuncunun ön plana “8” karakteriyle çıkması, operasyonun başlangıç düdüğünün Türkiye’de de çalınmış olduğu anlamına mı geliyordu?

Plan devreye girene kadar ellerindeki her argümanı kullanarak, ilkinde ya da ikincisinde vb… operasyon işaretini fark edememiş şeytani hücrelere operasyonun devreye girdiğini ve daha önceki belirlenen tarihte gerçekleşeceğinin haberini ulaştırmaya çalışıyorlar.

İlerleyen zamanda 2013 yılında Revenge dizisi Türkiye’de de İntikam adıyla uyarlanmaya başladı.

 

İntikam

 

Türkiye’de yayına giren bu dizinin diğer afişlerine ve fragmanlarına hep beraber bakalım.

Diziye ait dizi yayına girmeden önce kanalda dönen aşağıdaki tanıtım fragmanın 42. Saniyesi, 54. Saniyesi ve 1:44. Saniyesine dikkatli bakın.

 

Yukarıdaki tanıtım fragmanın çözünürlüğü düşük olduğu için 1:44. Saniyesinde neyin gözüktüğü tam anlaşılamamış olabilir. Şimdi diğer bir tanıtım fragmanının 23. Saniyesine beraberce bakalım.

 

Yine bir başka tanıtım fragmanı. Bu seferki fragmanda da yazı dizimizin 3. bölümünde açıkladığımız işaretlerden birini görebilecek misiniz?

 

 

 

8 rakamını yatık pozisyonda “∞” sonsuzluk şeklinde sembolize edilmesi operasyonun “8’in” başka bir boyutudur.

Bu yeni boyutun ne olduğuna yazımızın sonuna doğru değineceğiz.

Şimdilik incelemelerimize kaldığımız yerden devam edelim.

 

Kara Sevda

Yine 2015 yılında televizyonlarda yayınlanmaya başlayan ve merkezinde sonsuzluk işareti olan bir başka meşhur oyuncunun oynadığı bu dizide, bir birine aşık olan iki gencin aşk hikayesi anlatılıyor.

Bir birine aşık olduktan sonra her ikisi de dövmeciye gidip bileklerine sonsuzluk dövmesi yaptırıyorlar.

Dizide ayrı düşen sevgililer bu dövmelerini gördükçe eski günlerini hatırlıyor ve eski anıları gözlerinin önüne geliyor.

Yani işin özeti bu sembol dizide sürekli gösterilip durur.

 

8 Saniye

Yine isminde 8 geçen bir başka film bu sefer Türkiye’de 2015 yılında vizyona girdi.

 

Bisküvi sektöründe holdinkleri bulunan ve Müslüman profili çizen bir aile var bildiğiniz gibi.

Bundan bir kaç yıl önce bu aile hakkında bir iddia ortaya atılmıştı?

Bu ailenin aslında Müslüman görünümlü Sabetayist oldukları ve soylarının Kırım Yahudilerinden geldiği söylentisi yayılmıştı.

Aile bu söylentiye “Geçmişimize değil günümüze bakmak lazım” diye benimde samiyetlerine inandığım bir açıklama yapmıştı.

Geçmişte Kırım Yahudisi olsalar bile günümüzde iddia edildiği gibi Sabetayist değil Müslümanlardı ve geçmişleriyle tüm  bağlarını kopartmışlardı diye düşünmüştüm.

Ama bu ailenin sahip olduğu şirket 2010 yılından sonra “8 kek” adında bir ürün çıkarttılar.

 

 

 

Sekiz (Türkiye’de Bir Müzik Grubu)

Derken Türkiye’de Sekiz adlı bir müzik grubu kuruldu.

 

Sekiz 1

Sekiz 1 adlı bir internet dizisi çekilmeye başladı.

 

Sekiz.com

2011 yada 2012 yıllarında Sekiz.com adlı bir internet sitesi kurulup bir yabancı tasarımcının 8 rakamı şeklinde tasarladığı tişörtler satılmaya başladı.

 

 

 

 

TV 8

Televizyon kanalı satın almak isteyen Türkiye’nin yakından tanıdığı biri  “Tv 8” kanalını satın aldı ve bu kanalı iyice parlatıp neredeyse Türkiye’nin en çok izlenen kanalı haline getirdi.

Zaten bu kanal da 2000 yılı civarında kurulmuştu.

Yani İlhami Abinin Sina çölünde öldürdüğü ilk Deccal adayının Anunnakilerin gezegeninden dünyamıza geldiği sıralarda.

Şeytaniler o zamanda “8” kod adlı planı devreye sokmak istemişler fakat getirdikleri Deccal adayı öldürülünce planlarını ertelemek zorunda kalmışlardır.

 

Tv8’i satın alan Meşhur kişi “8” rakamı üzerine markalaşmayı sürdürüp, yukarıda bahsettiğimiz “8” rakamı tasarımlı tişörtler satan siteyide satın aldı.

Bu meşhur kişi siteyi satın alana kadar sadece “8” tasarımlı tişört satan site, ürün yelpazesini genişletti.

Şimdilerde sadece üç dört adet “8” tasarımlı tişört olsada ilk kurulduğunda böyle değildi. Zaten şu an satılan tişörtlerin markası da “8 Feel Love Desing” dır ve sitenin ismi www.sekiz.com’dur.

Tv 8’i satılınca ilerleyen zamanda bu kanalda adı “8’de Sekiz” olan bir program yayın hayatına başladı.

 

Listeyi çok daha fazla uzatabilirim ama şimdilik bu kadarın yeterli olacağını düşünerek, yazmadıklarımın araştırmasını ve diğer “8” sembolünü barındıran çalışmaları bulmayı siz değerli okuyucularımıza bırakıyorum.

Sizlerde araştırdığınızda göreceksiniz ki buraya yazdıklarım bu gizli mesajı barındıran çalışmaların sadece küçük bir kısmı.

Araştırdığınızda bir başka şeyi de göreceksiniz.

2000 yılından 2010 yılına kadar da “8” rakamı barındıran bu tür filmler vb. yapılmış.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi örneğin Tv 8 2000’li yıllarda kurulmuş.

O zaman bu 8 rakamının 2010 yılında Deccal geldikten sonraki devreye sokulan Şeytani planların Kod Adı olduğunu nereden çıkartıyorsun sorusu akıllara gelmesin diye yeniden cevaplamak istiyorum.

Yazı dizimizin daha önceki bölümlerinde ne yazmıştık. 2010 yılında gelen Deccal yetiştirilen Deccal adaylarından seçilen 4. Kişi. Seçtikleri ve Deccal olması için Anunnakilerin gezegeninden dünyaya sırasıyla getirdikleri ilk 3 aday ALLAH’ın Muradı gereği Hz. Hızır tarafından Vakıa 61. Ayete göre öldürüldü.

Örneğin ilk gelen adayı 2000 yılında Sina Çölündeki sinema diye lanse edilen yerde Hz. Hızır (a.s.) öldürdü.

Şeytaniler de her bir Deccal adayı gelişinde şeytani planı tekrar tekrar devreye soktular.

Her öldürülen Deccal adayından sonra da bu planlarını ertelemek zorunda kaldılar.

Örneğin ilk Deccal adayının gelişini dünyadaki Şeytani hücrelere duyurmak için yapılan Matrix Filmini 2000 yılında ilk Deccal adayı Dünya’ya getirilmeden birkaç ay önce vizyona soktular.

2000 yılında bu Deccal adayı Sina Çölünde öldürülünce film boşa gitmiş oldu.

Matrix filminin ikincisinin adını hatırlayanınız var mı?

“Matrix ReLoaded” Türkçesi “Matrix Yeniden Yüklendi” Yani Yeni Deccal adayı hazır demek.

Matrix filmini belki ileriki bölümlerde ele alabiliriz ama şimdilik konumuza devam edelim.

Şeytaniler buradan ders çıkartmış olacak ki, yeniden yanlış alarm vermemek için 2010 yılında gelen Deccal’i duyurmak için çektikleri Lost dizisini Deccal geldikten sonra final bölümünü çekip, dünyaya mesajı o zaman ilettiler.

 

“ŞEYTANİLERİN YENİ 11 EYLÜL” planlarının şifresini çözmeye başlayalım mı ne dersiniz?

Şu ana kadar yazmış olduğumuz film ve dizilerin büyük bir kısmı yine aynı adla yazılmış romanlardan uyarlanmadır.

Dolayısıyla bu film, dizi ve kitapların konularını incelediğinizde genelllikle intikam temalıdır.

Revenge, İntikam, Ezel, Sekiz Numaralı Yetim, The Hateful 8 (Nefret Sekizlisi) …

Hatta İntikam dizisinin tanıtım fragmanlarında şu cümleler geçer.

“Sevdiğiniz her şey elinizden alındığında, hayata tutunmak için tek yol kalır, İNTİKAM. Bu hikayede kimse affedilmeyecek.”

Bu cümleleri aklınızın bir köşesinde tutarken yazı dizimizin bir önceki bölümünde yazdığım yeri tekrar hatırlatmak isterim.

“8” rakamı Şeytaniler için Türk Devletini temsil ediyor.

Dolayısıyla Şeytanilerin “8” sembolüne kriptoladıkları operasyon her neyse, kesinlikle Türkiye’den İNTİKAM almak bu planın bir parçası.

Okumaya bu bölümden başlayanlar ya da bir önceki bölümü tam hatırlamayanlar o bölüme tekrar göz atabilirse hatırlayacaklardır.

Linkini aşşağıda veriyorum.

http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6310

 

Zaten bu günlerde de Netflix yapımı bir dizi birden bire Türkiye’nin gündemine girdi.

2. Sezonu başlayacak olan Stranger Things adlı dizinin 2. Sezon tanıtım fragmanında fon müziği olarak Barış Manço’nun Dönence adlı müziğini kullandılar.

 

Ardından 2. Sezon için bir başka tanıtım fragmanı yayınladı.

Tanıtım Fragmanında Türkiye’nin yakından tanıdığı bir sima rol almıştı.

Sadettin Teksoy.

 

Türkiye’deki resmi Twitter hesaplarından da bu fragmanları paylaştılar.

 

Üstelik bu Sadettin Teksoyla çekilen tek fragman da değil.

 

Stranger Things

 

 

Bildiğiniz gibi dizilerin ve filmlerin çok yüksek maliyetleri vardır ve para kazanmak için yapılır.

Dizileri ve filmleri çeken firmalar hem bu masraflarını karşılamak hem de para kazanmak için çektikleri bu yapımları Televizyon kanallarına satarlar.

Televizyon Kanalları da bu parayı satın aldıkları dizilerin başına, sonuna, ortasına koydukları reklam gelirlerinden elde ederler.

Netflix bu güne kadar yapılmayanı yaptı ve dizinin 2. Sezondaki tüm bölümlerini 1 günde internet üzerinden yayınladı.

Yani bu diziden neredeyse hiç para kazanamadı.

Dizinin çekim maliyetini karşılayacak kadar bile kazanmadılar.

Peki para kazanmadığın bir projeye neden yatırım yaparsın ki?

Neden olduğu zaten başından belliydi?

Dizinin içinde barındırdığı gizli mesajı yaymak için.

Diziyi Yazı dizimizin bir sonraki bölümünde biraz daha detaylı inceleyeceğiz.

Şimdilik konumuzla ilgili olan kısmını alalım.

Dizinin 1. Sezonunun konusu, Amerika’daki bir Kasabada bulunan labaratuvarda yapılan deneylerde kullanılan üstün yetenekli çocuğun, labaratuvar tesislerinden kaçmasıyla başlıyor.

Kaçışı esnasında kasabada yaşayan bir grup çocukla tanışıp onlarla arkadaş olur ve kasabadaki bu çocukların birinin evine sığınır.

Labaratuvarda üzerinde deney yapılan bu çocuğun ismi 11 yani Eleven’dır.

 

Birinci sezon 11’in ve arkadaşlarının yaşadığı olayları anlatır.

Bizim için önemli olan 2. Sezondaysa diziye 11 gibi üstün yetenekleri olan bir çocuk daha diziye katılır.

Çocuğun ismi 8’dir.

 

Bir sonraki bölümde biraz daha detaylandıracağız ama şimdilik bizim için önemli olan Dünyanın her tarafında seyredilen, reytingleri yüksek olan bir dizide “8” ismine sahip başrolde bir oyuncu olması. Şeytaniler “8” mesajını yaymaya devam ediyor.

Gelelim bir başka diziye.

 

Continuum

 

Baş rolünü Rachel Nichols’ın oynadığı Continuum, 2012 yılında çıkan bir bilim kurgu dizisidir.

 

Rachel Nichols

 

Rachel Nichols

 

Dizinin konusuna gelecek olursak, dizi yıl 2077 yılında başlıyor.

2077 yılında Şirketlerin egemenliği altında ezilen Dünya Devletleri yok olmuştur.

Artık devletler yerine belli başlı şirketler vardır ve tüm insanlık bu şirketlerin emrindedir.

Dünyanın gidişatına birkaç belli başlı şirketin oluşturduğu Şirketler Konseyi karar vermektedir.

Dünyadaki düzen ve adaletsizlik had safhadadır.

Şirketlere karşı gelenler, Şirketlerin kendi personeli olan Polisler tarafından yakalayıp infaz edilmektedir.

Halk içinden Terörist olarak adlandırılan bir grup bu düzene baş kaldırır.

Terör grubu olarak adlandırılan ekibin ismi “Liber8” dir.

 

 

Liber8’in üyeleri bir şekilde bu düzeni değiştirmek için geçmişe yolculuk yapar.

Amaçları 2077’deki şirketlerin kurucularını 2000’li yılların başındayken öldürmek ve geleceği değiştirmektir.

2077’de Şirketlerden en güçlüsünün Polis kuvvetlerinde görev yapan başrol oyuncumuz Kiera (Rachel Nichols), çalışanı olduğu Şirketin patronu tarafından Liber8’i durdurması için geçmişe gönderilir.

Yani Kiera’ın (Rachel Nichols), görevi Liber 8’e karşı mücadele etmektir.

Yine bir “8” vakasıyla karşı karşıyayız. “Liber 8

 

Liber yukarıda da göründüğü gibi “Ağaç Kabuğunun İçi” demektir.

Erenler zaman yolculuğunu ne vasıtasıyla yapıyordu?

Ağaç.

“8” Şeytaniler için ne anlam ifade ediyordu?

Türk Devleti.

Peki bu dizide Liber8 ile  mücadele etme görevi kimindi?

Kiera (Rachel Nichols)

Dizi başladığında ”8” sembolünden dolayı dikkatimi çekmişti ve diziyi araştırmaya başladım. O zamanlar Google görsellerden  Rachel Nichols’ı arattığınızda film haricindeki tüm fotoğrafları sarışındı.

Bu dizi için özellikle saçları boyatılmış ve özel makyaj yapılmıştı.

Sanki özellikle birine benzetilmeye çalışılıyordu.

Zaten ben de bu benzerliğe şaşırıp durumu araştırmaya başladım.

Oyuncunun gerçek haliyle dizideki hali bambaşka iki insandı.

Bir birinden bağımsız iki insan gibi.

Siz birine benzetebildiniz mi?

Daha yakından bakın !

 

Başrol oyucusunun yukarıdan sarışın haline tekrar bakın ve bu haliyle sarışın hali arasındaki farkı görün.

Sanki Liber8’le mücadele etme görevi olan başrol oyuncusu özellikle İngiltere Prensi William’ın eşi Kate Middleton’a benzetilmeye çalışılmış.

Bu dizi yayınlanmaya başladığında Rachel Nichol’ı internette arattığınızda koyu renk saçlı tek bir fotoğrafına bile rastlayamıyordunuz. Hep sarışın fotoğrafı vardı.

Dizi 4 sezon sürdüğü ve 4 sezon aynı saç modeliyle dolaştığı için şimdilerde bu saç rengiyle fotoğraflarını internette bulabiliyorsunuz ama dizi başladığında koyu renk saçıyla tek bir fotoğrafı bile yoktu.

Ve Sanki özellikle Kate Middleton’a benzetilebilecek birisi seçilmiş ve gerek saçlarının boyası, gerek saçlarının şekli, uzunluğu, rengi, modeli, gözlerinin rengi, makyajı, hepsi Kate Middleton’a benzetilmiş.

 

 

Yazı dizimizin bir önceki bölümünden hatırlayacağınız gibi İnsanların arasındaki Şeytan Makamında kim oturuyordu?

İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth.

Yani yukarıda çıkarttığımız analize göre Liber8 ile mücadele etme görevi bu zamana kadar İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’deydi.

Acaba yaşlanan İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in İnsanlar arasındaki Şeytan Makamına oturması için İngiltere  Prensi William’ın eşi Kate Middleton mı hazırlanıyor?

Kraliçesi II. Elizabeth nasılsa görevini yerine getirip 2016 Aralık ayında Deccal’e tacını takma şerefine ulaştı.

Emekliye ayrılıp İnsanlar arasındaki Şeytan Makamına da Kate Middleton’ı mı hazırlıyor?

Neyse siz bu konuyu düşüne dururken yazımıza kaldığımız yerden devam edelim.

Continium adlı dizide de bir “8” sembolü daha yakaladık.

İçinde “8” barındıran dizi, film, kitap vb. şeylerin sayısı git gide artıyor.

Şundan emin olabilirsiniz.

Benim buraya yazdıklarım bunların çok küçük bir kısmı.

2010 yılından sonra piyasaya çıkmış, içinde “8” barındıran daha pek çok dizi, film, internet sitesi, giysi markası, restoran vb. bir çok şey var.

Bunlara “Şey” diyorum çünkü yelpaze çok geniş.

Bu sembolü içeren “Şeyler” her sektöre yayılmış durumda.

 

Başka eserle yolumuza devam ederek şifreleri çözmeye devam edelim.

Konunun meraklıları bilirler.

Şeytaniler dünya nüfusunu kendi kontrolleri altında tutamayacakları kadar fazla olduğuna inanırlar.

Bu yüzden dünya nüfusunu savaşlarla, salgın hastalıklarla ve daha bir çok yolu deneyerek 500.000.000’un altına indirmeyi planlarlar.

Bunu da Guidestone anıtına açık açık yazmışlardır.

Çünkü Deccal geldiğinde tüm insanlığı kontrolü altında toplamalıdır.

İşte burada devreye Dan Brown girer ve tüm dünyaya mesajı iletir.

Bu mesajı iletmek için ayrı bir roman yazar.

 

Cehennem

 

Kitabın konusuna kısaca bir bakalım.

Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde hastane odasında gözlerini açar.

Ne buraya nasıl geldiğini ne de nasıl vurulduğunu hatırlamaktadır.

Camdan gördüğü manzara karşısında altüst olan profesör, evinden binlerce kilometre uzakta, Floransa’da olduğunu anlar.

Yaşadığı korkunç baş ağrısına eşlik eden tek şey; sürekli kâbuslarında gördüğü kan kırmızısı bir nehrin karşısından kendisine seslenen gümüş saçlı güzel bir kadın ve toprağa baş aşağı gömülü can çekişen bedenlerdir.

Langdon gördüğü kâbusları anlamlandırmaya çalışırken kadın bir suikastçı tarafından takip edildiğini, kendine tedavi uygulayan doktorlardan biri gözlerinin önünde vurulunca anlar.

Hastanede görevli diğer doktorlardan biri olan Sienna Brooks’un o ölüm kalım anında yardım etmesiyle hayatta kalır.

Simgebilim profesörü kendini bir anda ipuçlarını Dante’nin cehenneminde bularak çözmesi gereken korkunç bir senaryonun içinde bulur.

Dünya nüfusunun çok hızlı arttığını, bir an önce buna dur denilmezse dünyanın sonunun geleceğini savunan CFR Üyesi çılgın ve dahi milyarder olan bir bilim adamının veba gibi yeni bir salgınla dünya nüfusunun büyük çoğunluğunu yok etmeye çalıştığı bir senaryonun içinde kendini bulur.

Floransa’nın tarih kokan dar sokaklarından Venedik’in muazzam bazilikalarına uzanan semboller zinciri arasında kovalamaca devam ederken, kitapta dikkat çekici bir başka sembol işlenir.

“8” Sembolizmi. Başka bir “8” Sembolü geçen kitap daha yakaladık. (Sayfa 292 ve 293)

Bu sembol işlendikten sonra Langdon insanlık tarihini sonsuza dek değiştirebilecek bir mekâna sürüklenir.

Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi İstanbul’dur.

Ve bu şehirde ya insanlık tarihi baştan sona yeniden yazılacak ya da bunu yazacak hiç kimse kalmayacaktır…

Kitabın sonunda Langdon dahi bilim adamının planlarına dur diyemez ve Cehennem’in kapıları İstanbul’da, Yere Batan Sarnıcından tüm dünyaya açılmış olur ve dünya nüfusunun büyük bölümü yayılan bir viral virüs sayesinde geleceğe dönük yok olmuş olur.

Yani “8” sembolünün altına gizledikleri planları dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğunu yok edecek fitnenin fitilini İstanbul’dan yakmaktır.

Dünya’ya Cehennemin kapılarını İstanbul’dan açmanın sembolüdür “8”

 

Dünya nüfusunu 7 milyar insandan 500.000.000’na indirmenin sembolüdür “8”

Böylece hem Türk Devletinden intikamlarını almış olacaklar, hem de amaçladıkları gibi dünya nüfusunu 500 Milyonun altına indirecekler.

Buna benzer bir olayı Gönül Sultanımın kitaplarından birinden hatırlayanınız var mı?

Hani Deruni Devlet Kutsal Halı kitabının sonunda İstanbul’un tehlike altında olduğu bir bölüm vardı.

Diğer bir boyutta yaşayan Şeytani uzaylılar İstanbul’un üzerindeki manyetik kapıları açarak oradan bizim boyutumuza geçiş yapıp dünyaya saldırmak istiyor.

16’lar bir yerde toplanıyor, tüm halka Oğuz Kağan Başlıkları dağıtılıyor, Latif Baba Eyüp Sultan Camiinin bahçesinden Yecüc Mecüc’e bağırıp rest çekiyor.

Şimdi Dan Brown’un romanındaki Cehennemin Kapılarının İstanbul’a açılacağını bununla birleştirince, “8” kodunun anlamı daha da ortaya çıkıyor.

Yazı dizimizin önceki bölümlerinde bahsetmiştik.

Dünyanın şartları Deccal’in gelişi için hazırlanıyor diye.

Deccal gelmeden Dünya’da olması gereken şeyler var ve bunların sonuncusu, Dünyaya Uzaylıların saldırması.

Dünyaya Uzaylılar saldırdıktan sonra Deccal Dünyaya kurtarıcı olarak gelip her iki tarafıda ikna edecek ve dünyanın kurtarıcısı olmuş olacak.

İşte “8” bu operasyonun kodu.

Dünyaya Uzaylıların İstanbul’dan giriş yaparak saldıracağı ve dünya nüfusunun 7 Milyardan 500 Milyona indirileceği bir savaşın kodudur “8”.

Ve bu plan şu an belirlenen tarihte gerçekleştirilmek üzere devreye alındı.

Bir Latif Baba hepinize bedel Ey Şeytaniler.

Ama Muradullah’da ne yazıyorsa ona yapacak bir şey yok.

 

Önceki bölümlerden itibaren yazdıklarımızı şöyle bir özetleyelim.

Deccal’in tüm Dünyaya ve Uzaydaki Canlılara Kurtarıcı olarak lanse edilmesi için gelmeden önce neler yaşanacaktı?

Dünyayı ekonomik krizler, savaşlar ve tam anlamıyla kaos saracakki dünyadaki tüm insanlar biri gelsede bu düzene son verse beklentisi içerisine sokulacak.

Bir kurtarıcı beklentisi içine sokulacak ki, kurtarıcı olduğunu iddia eden biri geldiğinde kabul edecek.

İşte bu kaosu çıkartacak Şeytanilerin adamı Trump’tır.

Şeytaniler bu kaostan Tek bir Dünya Devleti çıkarmak için Uzaydaki Şeytani işbirlikçileriyle anlaşıp Dünyaya saldırmalarını isteyecek.

Şeytaniler bir önceki bölümde yazdığımız gibi dünyadaki tüm devletleri birleştirip Tek bir Dünya Devleti kurmak istiyorlar.

Ama bunu bir türlü başaramıyorlar.

Çünkü yapılan araştırma ve deneylerde hiç bir halk bir birini kabul etmiyor.

Arap Yahudilere düşman, Yahudi Araplara.

İngilizler Almanları sevmiyor, Almanlar İngilizleri.

Hıristiyanla Müslüman bir araya getirilemiyor.

Hiç kimse Amerikalıları sevmiyor.

Vesaire vesaire.

Şeytaniler de buna şu çözümü bulmuş durumda.

Dünyaya dünya dışı varlıklar saldırırsa, yer yüzündeki tüm insanlık her türlü ayrımı bir kenara bırakarak ortak düşmanlarına karşı tek bir vücutmuş gibi karşılık verecektir.

Böylece Deccal gelmeden önce Tek Dünya Devletinin alt yapısı oluşturulmuş olacak.

Uzaylılarla olan bu savaşta, bilimsel verilere göre tüm dünyadaki insanlığı tamamıyla kontrol altında tutulabilecek kişi sayısı olan 500.000.000’un (Beş Yüz Milyon) altına indirilmeye çalışılacak.

Dünyada sağ kalan insan sayısı 500 Milyonun altına inince birden ortaya kurtarıcı olarak Deccal çıkacak.

Uzaylılarla İnsanlığı barıştıracak.

Dünyadaki diğer savaşlara ve ekonomik krizlere son verecek.

Ve Dünya dahil tüm uzayın Kurtarıcısı olmuş olacak.

Kendisini İslam Alemine Mehdi, Hıristiyan Alemine Hz. İsa, Yahudilereyse Mesih olarak lanse edip, tüm insanlığı peşinden sürükleyecek.

Aslında tüm bu kişiler tek bir kişi yani beni anlatıyordu diyecek.

İlerleyen zamanda ben Hz. İsa isem Tanrının oğluyum demektir diyecek.

Yani Tanrıyım diyecek.

Bir çok doğa üstü yetenek gösterecek.

Örneğin Hava şartlarını elinin içine yerleştirilmiş özel çiplerle, tabir yerindeyse Haarp Teknolojisinin uzaktan kumandasıyla kontrol edip, yağmur, kar yağdırabilecek.

Şimşek çaktırabilecek.

Hava şartlarını kontrol edebilecek.

İsterse yağmur ve karla bereket ve bolluk verebilecek,

Sahte cennetiyle insanları kandıracak.

Bu teknoloji yardımıyla kendisine inanmayan insanların olduğu bölgelerde isterse kuraklık oluşturup, toplu hayvan ölümlerine sebebiyet verebilecek.

Haa bu arada Deccal Tanrı’nın Oğluyum, Dolayısıyla ben de Tanrıyım diyecek ve Hava şartlarını Haarp Teknolojisiyle kontrol edebilecek demişken bu günlerde vizyona giren bir film var.

 

Thor: Ragnarok

Thor Tanrı Odin’in oğludur.

Ve Yıldırım Tanrısıdır.

Thor serinin bu bölümünde türlü türlü kötü varlıkla savaştıktan sonra, en son mücadelesinde Sağ Gözünü kaybeder ve Tek Gözlü kalır.

 

Bu son mücadeleden sonra Thor’un kendi gezegeni Asgard yerle bir olur.

Hatta düşman tarafından yok edilir.

Thor’da gezegeninden kurtardığı halkını bir uzay gemisinde toplayıp Tek Gözüyle birlikte Dünyaya yerleşmeye karar verir ve Dünya’ya doğru yola çıkarlar.

Sizce bu film senaryosu bizim Deccal senaryosuyla ne kadar uyumlu?

 

Thor serisinin bir sonraki bölümünün senaryosunu da sizlere söyleyeyim.

Tabi ki biz bu senaryoyu paylaştıktan sonra bölümü böyle çekmeye devam ederler mi bilinmez.

Serinin bir sonraki filminde Thor’u takip eden Uzaylı düşmanları, ondan önce Dünyaya varır ve Dünya’yı yerle bir eder.

Thor Dünya’ya vardığında  duruma müdahale eder ve Uzaylıları durdurur.

Böylelikle dünyanın kurtarıcısı olmuş olur.

 

Sizce senaryonun neresindeyiz?

 

Deccal gelmeden önce gerçekleşmesi gereken son bir iki şey kaldı.

Her dine inanan insanları peşinden sürüklemek istediği için onların bekledikleri kurtarıcılarının gelmeden önceki gerçekleşmesi gereken olaylar dizesine tam olarak uymak  zorunda ki geldiğinde insanları, kurtarıcıları olduğuna inandırabilsin.

Şeytaniler neredeyse 2000 yıldır bu planlarına uygun ayetleri ve söylentileri İncil’e ve Hıristiyan aleminin zihinlerine yerleştiriyorlar.

Yerleştirdikleri bu ayet ve inanışlardan planlarını çözmeye devam edelim.

Hıristiyanlıkta sözde İsa Mesih’in yani Deccal’in gelişi iki aşamalıdır.

Birinci aşamada sözde İsa Mesih yani Deccal gizliden bulutların üstüne gelecektir.

 

 

Bulutların üstüne geldikten sonra yerdeki kendisine uyan gerçek imanlıları, bulutların üstüne, yani yanına alacaktır.

 

 

Onlar bulutların üzerindeyken yer yüzünde büyük bir herc-ü merc yaşanacaktır.

Onlar da bu olup bitenleri bulutların üzerinden hep beraber izleyecektir.

 

 

Bu sayede İsa Mesih yani Deccal gerçek imanlıları bu her-ü mercten kurtarmış olur.

Daha sonra da ikinci aşama için yer yüzüne tekrar inecek, bu sefer herkese aşikar olacak ve bu her-ü mercten ölmeyip sağ kalmış diğer insanları kurtarmış olacaktır.

Hıristiyanlıkta İsa Mesih (Deccal) ve gerçek imanlılar bulutların üzerindeyken aşşağıda yaşanacak olan bu her-ü merce Armagedon Savaşı denir.

Yani Deccal’in sözde Mesih İsa’ymış gibi gelişi için binlerce yıldır hazırlık yapan Şeytaniler bu planı binlerce yıl öncesinden hazırlayıp, planlarına göre uydurma ayetleri İncile ve Tevrata sokmuştur.

Bizde de Kuran Allah c.c. bizzat koruması altında olduğu için, uydurma hadisler üretmişlerdir.

Bildiğiniz gibi Uzay gemileri havada asılı durur.

Deccal Tek Dünya Devleti’nin alt yapısını oluşturup insanların zihninden ayrılıkları atması için, diğer gezegenlerde yaşayan uzaylı müttefiklerini, dünyaya saldırması için çağıracak.

Onlar saldırıya geçmeden hemen önce de, yer yüzündeki kritik şeytanileri de yanına alan Deccal, bulutların üstünde duran bir uzay gemisine ya da uzay üssüne gidecektir.

 

Ve Şeytani uzaylı müttefikleri dünyaya saldırırken, dünyada Armagedon savaşı yaşanırken, milyarlarca insan ölürken, onlar uzay gemisinde ya da uzay üssünde güvenle oturup kırmızı şaraplarını yudumlayacaklar.

 

Dünyada bu savaşta şu anki nüfusa göre en az 6.5 Milyar insanı öldürmeyi planlamaktadırlar.

 

İşte İsa Mesih’in ikinci gelişinin birinci aşaması budur.

 

Armagedon savaşının nasıl bir şey olabileceğini daha iyi anlayabilmek için bir Hollywood filminin fragmanına bakalım.

 

Daha sonrada Deccal sanki İsa Mesih’miş gibi  bu gemiden aşağıya yer yüzüne süzülerek iniyormuş gibi yapıp, bunu da tüm dünyaya televizyonlardan, cep telefonlarından, tabletlerden anlık canlı yayın yaparak gösterecektir.

Bu anlık canlı yayını 3 adımda yaptığını yazı dizimizin geçmiş bölümlerinde incelemiştik.

Hadisi Şeriflerde Deccal dünyayı üç adımda dolaşacağı yazar.

Bu yayının merkezi olan gemiden uydulara, uydulardan yerdeki baz istasyonlarına, baz istasyonlarından da cep telefonlarına, televizyonlara vesaire tüm dünyaya ulaştırarak üç adımda dünyayı dolaşmış olacak.

Nasıl plan ama?

Biz bunları yazarken Deccal’in İsa Mesih’miş gibi gelip insanlığı kandıracağı planın birinci aşamasındaki uzay üssünün inşasına çoktan başlandı.

 

İlk Uzay Ülkesi Projesi: Asgardia

 

 

Ntv ve Tekno Kulisin Asgardia ile ilgili haberlerine bakalım.

https://www.ntv.com.tr/galeri/teknoloji/uzayda-ulke-projesiasgardia,NDG2FbqElkOkOXEZfs_lEg/mFPPNu93x0eALWP5ChZakA

https://www.teknokulis.com/haberler/guncel/2017/06/15/uzay-sehri-asgardia-icin-ilk-uydu-firlatiliyor

Asgardi Uzay ülkesi için çizdikleri görselin üstündeki Ra’nın tek gözünü fark ettiniz değil mi?

 

 

İşte tam burada Şeytanilerin bir başka Amerikan yapımı dizisi olan  “The 100” devreye girer ve Armagedon Savaşının kendileri içinde kötü sonuçlanma ihtimalini değerlendirir.

 

The 100

97 yıl önce yeryüzünde yaşayan insanların ölümüyle sonuçlanan nükleer bir savaş gerçekleşmiş ve dünyanın yüzeyi yaşanılamayacak seviyede radyasyonla kaplanmıştır.

Bilinen tek hayatta kalanlar gezegenin yörüngesinde bulunan 12 farklı ülkeye ait istasyonlarda yaşayanlardır ve bu uzay istasyonları Ark ismindeki istasyonun oluşturulması için Jaha başkanlığında birleşir.

Kaynaklar kıttır, suçun türüne bakılmaksızın 18 yaşın üstündeki suçlular uzaya fırlatılarak cezalandırılmaktadır.

Ark’ın kaynakları tükenmektedir, yeni yaşam kaynaklarına gereksinim duyulmaktadır.

100 genç mahkumun harcanabileceği duyurulur ve yaşam olanaklarının öğrenilmesi amacıyla eski suçlarının bağışlanacağı söylenerek son savaştan önce kurulan, içinde bolca bozulmayan erzak bulunduğu düşünülen Weather Dağı’nın yakınına eski bir uzay gemisiyle gönderilir.

Bu 100 genç yeryüzüne geldiğinde öğrenirler ki 97 yıl önce bu nüklüer savaşı aktif edilen bir yapay zeka başlatmıştır.

 

Logodaki sembolü farkettiniz mi?

100 rakamındaki iki sıfırı birleştirip sonsuz sembolünü elde etmişler, yani “8” rakamını yatık pozisyonunu.

Bu gençler dünyanın yörüngesinde bulunan Uzay İstasyonundan yeryüzüne geldiklerinde çeşitli olaylar yaşarlar.

Dizinin ilerleyen bölümlerinde bu gençler yer yüzünde savaştan zarar görmeden kurtulan yapay zekayla karşılaşırlar.

Yapay zeka insanlara üzerinde sonsuzluk sembolü olan bir hapı içmeleri sonucu, insanların kendisine online olarak bağlanacağını, zihinlerini kendisine kopyalayacağını ve bu sayede vücudu ölsede zihinleri kendisinin yani yapay zekanın içinde, Işık Şehrinde mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşayacaklarını vaad etmektedir.

 

Yukarıda bahsettiğim “8” sembolünün sonsuzluk sembolü gibi kullanılması bu projenin de devrede olduğunun mesajını şeytani hücrelere iletmek içindir.

Bu konuyu biraz daha açalım.

Şeytanilerin futuristi Ray Kurzweil’bir röpörtajında sorarlar.

 

 

Tanrıya inanıyor musunuz?

Ray Kurzweil’in bu soruya verdiği cevap çok ilginçtir.

Henüz değil.

Yani henüz inanmadığını ama gelecekte inanacağının mesajını veriyor.

Bunu nedeni, Şeytaniler insanı beden ve zihin olarak iki ayrı parça halinde düşünürler.

Derlerki vücut yani beden aynı bilgisayarlarda olduğu gibi sadece donanımdır.

Zihinse yazılım.

Vücut Zihni yani yazılımı taşımak için vardır.

Bizi biz yapan zihindir vücut değil.

Bu söylediklerinin doğru olup olmadığını tefekkür edersek eğer;

İnsan gün gelip ölecektir, klasik islam yorumlarında 52 gün sonra bedeni toprak olacaktır.

Yine klasik İslam yorumundan hareket edersek, beden toprak olduğuna göre kabir azabı denilen şeyi ne çekecektir.

Klasik İslam yorumuna göre konuyu açıklamaya devam edelim.

Bir kişi gömüldükten sonra eğer cehennemlikse kıyamet kopana kadar kabri cehennem çukurlarından bir çukur, cennetlikse kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olacaktır.

Beden toprak olduğuna göre bu azabı ya da mükafatı ne çekiyor.

Bedenden tamamen ayrı, geride kalan ve her şeyi hatırlayan bir şey olması lazım ki bunu çekebilsin.

Sultanımızın kitaplarından öğrendiğimiz gibi biz buna Tin diyoruz.

Evet Şeytaniler bu konuda haklı.

Beden yani vücut sadece bir donanımdır.

İşte şeytanilerde burada yola çıkarak diyorlar ki, bir yapay zeka aracılığıyla insanın zihnini yani yazılımını bire bir bu yapay zekaya aktarırsak , o kişi yapay zeka içerisinde yaşamaya devam eder.

Ve bu yapay zeka o kişinin tanrısı olmuş olur.

Yapay zekanın içinde bir yerlerde yaşamaya devam ettikleri için Yapay Zekayla yani Tanrılarıyla bir nevi vahdeti vücut olmuşlardır.

O ortamda ne isterlerse yapay zekanın bu isteklerini karşılayacağına inanıyorlar.

Diyelim ki film mi seyretmek istiyorlar, yapay zeka onlara film seyretterecek.

Müzik mi dinlemek istiyorlar, hangisini istiyorlarsa onu dinletecek.

Aklınıza ne geliyorsa, her istediklerini yapay zeka karşılayacak.

Bir nevi cennet hayatı yaşayacaklar.

Yapay zeka da böylelikle onların Tanrısı olmuş olacak.

Dikkat edin burada bu projenin olabilirliğini konuşmuyoruz.

Şeytanilerin inanışlarını konuşuyoruz.

Onlar buna inanıyorlar ve ölmeden bir an önce bunu geliştirmek istiyorlar ki ölümsüz olabilsinler.

Sonsuza kadar Yapay Zekanın içinde yani Tanrılarının içinde mutlu mesut yaşasınlar.

İşte “8” rakamıyla sembolize ettikleri planlarının bir ayağı da bu projedir.

Bu proje sayesinde sonsuza kadar yaşamayı planladıkları için sembolü sonsuzluk simgesidir.

Bu projenin de devrede olduğunu hücrelerine aktarmak için “8” rakamının yan yatmış sembolünü, yani sonsuzluk sembolünü kullanırlar.

Böylelikle tek sembolle iki projenin birden duyurusunu hücrelerine iletmiş oluyorlar.

Bu konuyu işledikleri Hollywood filmlerine bir örnek de Transcendence’dir.

 

Transcendence

Dr. Will Caster, büyük buluşlar yapmış, şimdilerde ise bir önemli yapay zeka projesini yürüten bir bilimadamıdır ve bu nedenle teknoloji karşıtı birtakım radikal grupların tepkisini çekmektedir. Nihayetinde bu kişilerin istedikleri teknolojik yardımı yapmadığı için bir terörist grubun saldırısına uğrar ve cinayete kurban gider. Kendisi gibi bilim adamı olan eşi Evelyn, Will’in beynini gelişmiş bir süperbilgisayara entegre edip zihnini yapay zekaya aktarır. Will’in bedeni ölmüştür ama beyni yapay zeka aracılığıyla eşiyle yeniden iletişime geçer.

Yazı dizisinin birinci bölümünde yazdığım yapay zekanın hazır olduğunu, isteyen kişinin daha önce belirlenen tarih geldiğinde, beynini yapay zekaya aktararak ölümsüz olabileceğini, sonsuza kadar mutlu mesut yaşayabileceğinin mesajını şeytani hücrelere iletiyorlar.

Tek sembolle iki projenin mesajını da iletmiş oluyorlar.

 

Aslına bakarsanız bu ikisi ayrı projeler değildir.

Hadislerde geçen Deccal’in sahte cennetlerinden biri de budur.

Sehte cennet denilmesinden de bu projenin düşündükleri gibi sonuçlanmayacağını anlamışsınızdır.

Bunu daha sonra tefekkür edebiliriz ama şimdilik konumuza devam edelim.

Peki Deccal’in başka sahte cenneti var mı?

Var tabi ki.

Deccal’in gelişinin birinci aşamasında imanlıları götürdüğü, yer yüzünde armagedon savaşı yaşanırken onların gök yüzündeki konakladığı uzay istasyonu.

Bu size son yıllarda çıkan bir filmi hatırlattı mı?

 

Elysium Yeni Cennet

 

 

Yer yüzünde “8” ile sembolize edilen Armagedon savaşı yaşanırken, Şeytaniler Deccal’in Sahte Cenneti Asgardia Uzay Üssünde kırmızı şaraplarını yudumlayacaklardır.

Dan Brown’a bir önceki bölümde söz verdiğimiz güzelliği yapalım.

Dan Brown sizinkilerin tüm senaryosunu biliyor muydun?

O Mesih’in gideceği birinci aşamadaki Uzay üssünden bir koltuk verdiler mi sana?

Yoksa bunca zamandır sadece kullandılar mı?

Artık orasını sen bilirsin, oyalamışlarsa bundan sonra seni kullananlara gerektiği gibi davranmayı unutma!

Haa bu arada Amerikada harıl harıl sığınak yapılıp duruyor.

Bu sığınaklara uydurdukları kılıf da Zombi istilası.

Bu güne kadar Zombi diye bir şey gördünüz mü ki ona karşı sığınak hazırlıyorsunuz.

Bu güne kadar Zombi diye bir şey olmadı diye bundan sonra da olmayacak demek değil.

Şeytaniler bunun filmlerini çekip duruyorsa muhakkak altından bir çapanoğlu çıkar.

Bu meseleyi de unutmazsak önümüzdeki bölümlerde yazalım inşAllah.

Ama bu sığınakların yapılma nedeni Zombi değil.

Uzaydaki Asgardia ülkesine bileti olmayanlar, Armagedon savaşı süresince yer altındaki bu sığınaklarda saklanmayı planlıyor.

İlk Uzay ülkesinin ismine dikkat ettiniz mi?

Asgardia.

Yukarıda Thor ve Asgar ile ilgili ne yazmıştık?

Şimdi bir de “8” sembolüyle hangi planlarının mesajını şeytani hücrelere göndermek istediklerine yeniden bir bakalım.

Birincisi Yapay Zekanın daha önce kararlaştırılan tarihte insanları ölümsüz yapmak için hazır olacağının mesajını iletiyorlar.

İkincisi Armagedon Savaşının da bu tarihte başlayacağının mesajını iletiyorlar.

Üçüncüsü de Armagedon savaşında ilk hedefin Türkiye olduğunun mesajını iletiyorlar.

Cehennemin kapıları dünyaya İstanbul’dan açılacak mesajını Şeytanilere  iletiyorlar.

Armagedon savaşı İstanbul’dan başlayacak diyorlar.

Yazı dizimizin bir önceki bölümünde “8” rakamının şeytaniler için Türk Devletini simgelediğini zaten yazmıştık.

Tek sembol üç mesaj. Dahası da var da şimdilik bu kadarını yazalım.

Zaten Hıristiyanlık Sembolizmini derinlemesine incelediğinizde “8” sembolizmi ARMAGEDON’u sembolize eder.

Başlığı her ne kadar Şeytanilerin Yeni 11 Eylül Planı koymuş olsak da 11 Eylül bu yeni plan karşısında mahalle kavgası gibi kalır.

Bu yeni plana ben bir isim bulamıyorum. Katliam desen hafif kalır. Katliam dediğinde en fazla binler, yüzbinler bilemedin milyonlar ölür.

Bu yeni plan hayata geçtiği an Milyarlarca insan ölecek.

Tam 6,5 Milyar insanı öldürmeyi planlıyorlar.

Tabi bu rakamı da dünya nüfusunu 7 Milyar kabul ederek yazıyorum.

Dünya nüfusunun 7 Milyar olduğunu bundan 10 yıl önce söylenmişti.

Şu an 8 Milyara ulaşmıştır.

O zaman Armagedon savaşında öldürmeyi planladıkları insan sayısı 6.5 Milyardan 7.5 Milyara çıkmış olur.

Katliam kelimesi bile bu durumu karşılamıyor.

Hıristiyan teolojisinde bu savaşın adı Armagedon iken İslam teolojisinde Melhame-i Kübra’dır.

Melhame-i Kübra’yı Türkçeye “Çok Büyük ve Çok Kanlı Kıyım” olarak çevirebiliriz.

Sanırım bu planı karşılayan tek kelime budur diyebilirim.

 

Bir de Asgardia Uzay Üssünün yapımına hangi Ülkeler iştirak ediyormuş ona bakmayı unutmayın derim.

Kim dostmuş kim düşman çoğunu buradan bulabilirsiniz.

Örneğin görünüşte düşman olan Amerika ve Rusya söz konusu bu uzay üssü olunca canla başla birlikte çalışıyorlar.

Hatta Rusya bu projeyiŞeytanilerin kalesi Amerika’dan bile çok sahiplenmiş desem yeridir.

Yazı dizimizin 3. Bölümü olan Semboller ve Biat konusunu anlatırken her iki ülkeyi de Şeytanilerin kurduğunu ve onların kontrolü altında olduklarını delilleriyle göstermiştik.

Bu sahnelenen çekişme ve düşmanlık oyunu sadece tiyatrodan ibaret.

Gönül Sultanım Oktan Keleş Beyin yıllardır Suriye konusunda yazdığı bunlar anlaşacaklar dikkat edin yazıları da her şeyi açıklıyor zaten.

İki ülke el ele vermiş Deccal’in gelişi için dünyayı hazırlıyorlar.

 

Peki Armagedon Savaşını ne zaman başlatmayı planlıyorlar dersiniz?

Bir sonraki bölümü bekleyin…

 

Saygılarımla 
Serdar KAZANÇ ( Budun )

 

ÇOK ÖNEMLİ UYARI:

Bu bölümün başında yazdığım, 15 Temmuz olayını Şeytaniler bilerek ve isteyerek tamama ermeyecek bir darbe olarak planladı yazısına ilk okuyuşta katılmayabilirsiniz. Hayatın getirdikleri meşguliyetle yazı dizimizin önceki bölümünü unutan okurlarımız olmuş olabilir. Ya da okumaya bu bölümden başlayan okuyucularımız olabilir. Yazı dizimizin bir önceki bölümünü bu konuya ayırıp, delilleriyle ortaya koymaya çalıştığım ve bu bölümde sadece Haçlılara bir iki tavsiye vermek niyetiyle yazdığım için üstün körü geçtim. Bir önceki bölümü hatırlamayan veya okumaya bu bölümden başlayan okuyucularımızın yazı dizimizin bir önceki bölümünü de okumasını önemle tavsiye ediyorum.

BİR MECZUP KALPEREN’İN RÜYASI 7: DECCAL’İN TAC GİYME TÖRENİ
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=6333

Paylaş

Yazar Hakkında

10 yorum

  1. BEKİR ÖZTÜRK on

    MaşALLAH kardeşime ne güzel tefekkür etmişsin bir solukta okudum.
    daha uzun da olsa hasret ve heyecanla bekliyoruz.
    idrakına tefekkürüne gönlüne sağlık var ol nur ol….

  2. Muhteşem bir takip, muhteşem bir filtreleme, muhteşem bir sentez. MaşAllah kardeşim.
    Çok güzel, aydınlatıcı, gerçekleri ve rakibin nasıl boş durmadığını ayan beyan ortaya koyan bir yazı, tefekkür, çalışma bütünü olmuş.
    Rabbim ilmini arttırsın, Kalemin kurumasın hiç İnşAllah.
    Devamını bekliyoruz.

    Selam ve dua ile…

  3. yılmaz bağıran on

    Sevgili Serdar Kardeşim;

    Birde Travelers isimli yine netflixte ait şimdilerde 2. sezonu başlamış olan dizi var. Dizinin ayrıntılarına girmeyeceğim. 2. sezonu daha izlemedim. Ama 1. sezonun finalinde aynen sizin anlatmış olduğunuz gibi bir katliam planları ve uygulaması vardı. Onların geldikleri gelecekte de bir takım karışıklıklar olmuş, yönetici denilen kişi veya kurul veya yapay zeka, bir başka yapay zeka tarafından şimdiki geleceğe gönderilen insanları görevleri değiştiriliyor ve şimdiki zamanda aynen senin yazdığın katliam için virüs yolluyorlar. Bu virüsü yayanlar da farkında olmadan kendileridir. İlginç tarafı, virüs gelecek zamana aittir ve şimdiki zamanda aktif olur. Son 10 yılda bu tür virüslerin denemelerinin yapıldığını bile düşünüyorum. Mers , sars vb. leri ile.

    Diğer bir dizide star varsa rebel isimli çizgi film tarzında yapılmış bir dizi. Onun son bölümlerinde de hiç ilgisi olmadığı halde bir kurt devreye girer ve onları mekansal bir takım yollarla gezegenin öbür kutbuna ulaştırır. Bu kurt bilge bir kurttur. İzlerseniz anlarsanız.

    Ölüm Allah’ın emri; geldiğince git diyecek halimiz yok. Ancak kalacak bir dünya olacaksa bu dünyada onların sömürü düzenine dur diyecek bir millet mutlaka olmalı. Ve tarihin her döneminde bu millet yüce Türk Milletidir. Türk milletinin olmadığı bir tarihin insanları; bilinmelidir ki kıyamet ehli olacaktır. Çünkü kıyamet emri bil maruf, neyh anil münker yapacak topluluk kalmayan ümmetin üzerine olacaktır. Bu insanların tamamı cehennemlik olacaktır.

    Eğer bizlerin sıradan topluluklar olarak ölmek dışında yapabileceğimiz bir şeyler varsa onları yazınki tedbirli olalım derim.

    Yazdıklarınız arasında en ilginç olanı, 15 temmuz hakkında ki en mantıklı açıklamayı sizin yapmış olmanızdır. Zira 15 temmuz neresinden bakılırsa bakılsın, harcanmak üzere yapılmış bir eylemdi. Yani onların hedefi başarı değil, başarısızlıktı ve olanda buydu. Biririnin başarısızlığı diğerinin başarısıdır. Peki başarılı olan kim? Türk devleti bu sahnede sadece seyirci olduğu için başarı kısmında yoklar. Siz başaranın kim olduğu konusunda çok net bir tavır ortaya koymuşsunuz.

    Diğer bir konu oruç. Oruç geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi bize de farz kılındı.Oruca sadece aç kalmak nefis terbiye olarak bakmadım hiç bir zaman. Oruç ümmetin zor zamanlarında ayakta kalmasını sağlayan psikolojik bir hazırlıktır aynı zamanda. Ve sizin söylediğiniz durum tamda orucun ruhuna uygun olandır.

    Evet şeytaniler veya her kimlerse, bu planlarında başarılı olacaklar. Bunu hissediyorum. Zira Allah’ ın kavimleri helak etmelerine uygun bütün kriterler gerçekleşmiş durumda. İman sahipleri ne kadar samimi imana sahip, ne kadar değil o tartılmadan cennete gideceğimizi sandınız. Değil tabiiki. İman sahipleri samimiyetlerinin karşılığını alacağı gibi cehennemi kazanmak için çok çalışıp, iman sahiplerine cennetteki yerlerini verenlerde hak ettikleri cehennemi kazanacaklardır.

    Cehennem öyle tesadüfen kazanılacak bir yer değildir. Cennette öyle. Ama cenneti kazanmak cehennemi kazanmaktan çok daha kolaydır. Kimseye zarar verme, varlığa zarar verme. Kendinle barışık yaşa. Sonlardan bile olsa (araf) cennete gidersin. Ama cehennem öyle değil. Hiç bir şeyi tesadüf, rastgele olan bir olay değil, her adımı bilerek ısrarla isteyerek, planlayarak yapılan ve başarıya!!! ulaşan çabaların karşılığında elde edilir. Allah onların bu çabaları asla boşa çıkarmaz; istedikleri cehennemi onlara ikram eder.

  4. Aynur Velioğlu on

    Hiç bitmesin istedim yazınız. Okudukça okuyasim geldi gözlerimi fal taşı gibi açarak. Bir sonraki yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum. (Onların planları bu peki bizim planımız nedir?, Ne olmalıdır? )

  5. Allah ilminizi arttırsın inşallah…Var ol komutanım… Mükemmel ötesi bir yazı…Bir solukta okuduk… Hiç böyle düşünmemiştim dediğim yazılar var olun…Kaleminiz daim ve keskin olsun inşallah…

  6. Hamdi Cenk Düzgit on

    Allah’ına kurban Serdar Bey. Bu müthiş deşifre yazınız ile , öyle kapılar pencereler açılıyor ki, korkarım şeytaniler yakında açılan pencerelerden girecek temiz havalarla üşütüp hasta olacaklar!
    TÜRK ; Devleti ile , Ordusu ile , Milleti ile yerlerde ve göklerde hazırdır!
    Bu mesajlar ve uyarılar,hamaset ile değil,ilimle yazılmıştır.
    Son nefesi verene kadar bu dünyada,verdikten sonra da öte diyarda Allah için Türk Milleti için mücadele etmeye yeminliyiz!

  7. Kıymetli ağabeyime

    Okurken soluksuz ilerledim ve yetmedi bir daha okudum…. Gelecek bölümü merakla bekliyorum..

    Bu yazıda çok mesajlar var biz hazır olmalıyız herşeye!

    Eeee onların tepede gemileri olacakta biz Türklerin olmayacak mı? Anlayan anladı.

  8. Örümcek adamın filmi ozaman çok konuşulmuştu ikiz kulelerin arasına örümcek ağıyla asılı durmuştu
    Ben derimki örümcek adam eve dönüş filmindede acayip şeyler var gemi ikiye bölündüğünde orda çarmıha gerilmiş gibi ortasında tutunuyor daha neler neler var

Yorum Bırakın